Sandalet Sevenler Kulübü

Şu malum yaz aylarında sıcaktan evden çıkasımız gelmez değil mi? En azından benim çıkasım gelmiyor ama çıktığmda da mümkün olduğnca bol ve rahat kıyafetler giyerim. Yoksa buharlaşmadan eve geri dönmek imkansız! Peki siz de benim gibi sandalet sevenlerdenmisiniz? Eğer sık sık sandalet giyip, ama bunu genelde uzun bir kıyafetle tamamlıyorsanız o zaman bu görüntü de size farklı gelmeyecektir .



Mecbur olmadıkça dışarı çıkmadığımdan pek de etektir elbisedir giymiyorum, rahat bir pantolumu geçirip çıkıveriyorum ve tabii ki ayaklarımda sandalet. Birden bire fark ediyorum ki bacaklar beyaz ayaklar bronz kalmış . Hadi denize gidince o aşılır da, sandalet giyince ayakların çirkin durmasına ne demeli? En iyisi bu yaz en güzel ayakcıklara sahip olmak için temel olarak ne yapmamız gerektiğini konuşalım birazcık.





Ayaklarınızı sık sık yıkayın
Bence bunu söylememe bile gerek yok ama, madem sandalet giyoruz, o zaman bütün gün tozlar pislikler ayaklarımıza bulaşmıyor mu? O halde eve her girdiğimizde  ilk yaptığımız şey güzelce ayacıklarımızı yıkamak ve tozunu almak olmalıdır. Mis gibi temiz bir ayak fena bir başlangıç sayılmaz .




Peeling Yapın
Yazın çorap giymediğimizden, yalın ayak dolaşıp durduğumuzdan ayak derimiz sertleşir, kurur böyle kabuk kabuk olur. Özellikle topuk kısmı o çirkin görüntüye bürünür ve bizim amacımız güzel ayaklarsa bu görüntüden kurtulmamız gerekir. Hazır ayaklarımızı yıkamışken ılık su dolu bir leğende ayaklarımızı bekletelim ve ölü deri yumşayınca bir ayak peelingi yapalım. Hazır ayak peelingleri var Gratislerde Watsonslarda, kendiniz de yapabilirsiniz size yakında burada bir tarif vereceğim . Evde kolaylıkla uklaşabileceğiniz malzemeler de işe yarayacaktır. Ha bir de unutmadan ayak törpü taşları var onlar da güzel soyar ölü deriyi. Paranız varsa bir de bu Scholl velvet’in de ayak törpüsü var ama kullanmak nasip olmadığından bilemiyorum iyi mi kötü mü (onun fiyatı da 50-70 Tl arası)



Tırnak Bakımı
Evet o resimde bıçak gibi gözüken şey aslında törpü. Tırnaklarınızın bakımı da önemli. Onları törpüleyin, eğer kötüyse kenarındaki ölü derileri ayırın, yani imkanınız varsa doğrudan pedikür’e koşun. Ya da evde yapmalık pedikür setleri var onları da kullanabilirsiniz. Tırnakların görüntüsü güzel ayak için çok önemli.



Vazelin
Benim en sevdiğim yöntemlerden biridir, yazın biraz zor olsa da o poşetle uyumak, ayağınıza yatmadan önce bolca vazelin sürüp masaj yapıp üzerine poşet geçirmek yumşacık yapıyor ve sabaha bebek poposu gibi ayaklarla uyanıyorsunuz




Güneş Kremi
Tatlı ayaklarla harika bir sabaha uyandınız mı? Artık yapmanız gereken tek şey dilediğiniz renkte ojenizi sürmek, varsa ayak aksesuarlarınızla kombininizi tamamlamak ve en önemlisi çıkmadan ayaklarınıza da güneş kremi sürmek. Hem pantolon giyorsanız eğer farklı renk oluşmasın hem de oranın derisi de güneşin zararlı ışınlarına maaruz kalmasın diye.



Güzel ayaklı günler dilerim J

Çocuk neden başarısız olur ki?


Bu blogda sadece güzellik ile ilgili bilgiler paylaşmamaya karar verdim, istiyorum ki benim bildiğim, yeni öğrendiğim ve ilgimi çeken konuları sizinle paylaşayım.  Ben şu anda üniversitenin son sınıfına geçtim, bu yaz son yaz tatilim ve ardından 4. Yılıma gireceğim. Kpss sürecinde daha rahat olabilmek için kendi üniversitemden farklı bir üniversiteden yaz okuluna kayıt oldum ve aslında yaz okulu dolayısıyla pek yazamıyorum oysa her hafta bir yazı paylaşacağım ümidi vardı içimde. Ama artık böyle idare edin beni J Boş zamanlarımda benimle beraber yaz okuluna gelen sınıf arkadaşım zeynep ile çılgınlar gibi kpss için eğitim psikolojisi çalıştık hatta 1 haftada bir kitap bitirdik, ve gerçekten de verimli oldu bir kaç test çözerek iyice pekiştirebileceğimize eminim. Sonra derinlemesine konuları incelerken aslında bu zorunlu olarak çalıştığımız dersin ne kadar da hayatın içinden olduğunu fark ettik ve sürekli kendi yaşamlarımız geldi gözümüzün önüne.

Bizim Erikson diye bi psikoloğumuz var ve bu adamcağız oturmuş psikososyal bir gelişim kuramı hazırlamış bizlere,ayrıntısına inmeyeceğim tabi ben de uzmanı değilim ama,  bu adam aslında insanların hayat boyu çatışmalar yaşadığını ve bu çatışmaları başarı ile atlatanlarının kişiliğinin olumlu yönde geliştiğini sölüyor.  Yani karakterimizin oluşması daha bebeklikten başlıyor annemizin bize davranışı, ağladığımıza yanımızda olup olmaması bizim hayata karşı umutlu ve güvenli bir insan olup olmamamıza kadar etkiliyor. Yaşamımızın her döneminde bir çatışma yaşıyoruz ve bu çatışmalar bebeklikten yaşlılığa kadar devam ediyor.  Peki bu çatışmalar bizim okul başarımızı nasıl etkiliyor?

7-11 yaş aslında çocukların ileride başarılı olup olmayacağını belirleyen, planlı programlı çalışmayı öğrendiği, kendisine yönelik güzel duygular geliştirdiği dönemlerden biridir. Zaten bu döneme “başarıya karşı aşağılık duygusu çatışması”  demiş eriksoncuğum. Eğer bu dönemde çocuğa kendi potansiyelin ötesine görevler verilirse, başaramayacağı sorumluluklar yeklenirse ya da emek harcayarak yaptıkları ürünler (artık her neyse resim çizmiştir hikaye yazmıştır falan) takdie görnezse çocuk bir aşağılık duygusu içine girmeye başlayacaktır. “Zaten yaptıklarımı kimse beğenmiyor ben de yapmim madem.” Demeye başlar çocuk ve yavaş yavaş gerilemeye başlar. Bir önceki döneme geriler ve artık başarılı olamayacağına inanarak sadece oyun oynar ve hayal kurar. Aslında tam da bu nokta beni benden aldı. Bir anda geçmişte hafızamın derinliklerinde beni bekleyen bir anım çıkıverdi ortaya ve bu eriksonun ne kadar da haklı olduğunu gördüm.

Muhtemelen 2. Ya da 3. Sınıftaydım ve hatırlıyorum ki o gün bir etkinlik yapıyorduk, küçük beyaz kartonları kesip siyah fon kartonun üzerine yapıştırarak yapacağımız papatyaların taç yaprakları olacaktı onlar. Sonra da kendi takvimimizin mart ayı olacaktı o papatyalı siyah fon kartondan. Ben ilk bitirmek istemiştim ve bitirip gururla öğretmenime  gösterdim. O kadar gururlanmıştım ki ilk bitirdiğim için, hem de çok güzel olmuştu! Sonra verdim öğretmenime baktı bir kaç saniye, bana ne diyecek diye heyecanla bekledim. Peki öğretmen ne yaptı? Benim o kartonumu çevirip tüm sınıfa gösterdi ve >> Sırf hızlı bitirmek için Aylinikni kadar çirkin yapmayın bu çok kötü olmuş.<< dedi! O kadar şok oldum ki. Ve tüm sınıfın önünde. Herkes bana baktı ve ben de kendimi çok başarısız ve beceriksiz hissettim. Oysa çok seviyordum el işi ile uğraşmayı... Aslında öğretmenin orada göz önünde bulundurmadığı o kadar çok şey vardı ki , bir kere ben herkesten çok daha ufaktım, gelişimimi daha geç tamamlıyordum ve büyük ihtimal ile ince motor becerilerim, yani daha küçük kaslarım (parmaklarımdaki gibi) diğerleri kadar gelişmemişti – belki de o yüzden ona göre kötü kesmiştim papatyaların yapraklarını. Ama ne olursa olsun bir öğretmenin o şekilde davranmaması gerekirdi. Ve belki de o günden sonra yöneldim oyuna ve hayal dünyasına. Okuldan soğumuştum artık, öğretmenimin gözüne başarısızdım, beceriksizdim hatta tembeldim. O halde ben de bana yapıştırılan etiketi yaşamaya başlamıştım ve ilk okul döneminde çok başarısız bir öğrenci olarak geçirmiştim, beni tatmin eden tek şey oyun oynamak ve hayal kurmaktı...

Bilemiyorum size nasıl geldi bu hikayem. O ufacık olay beni nasıl etkilemişti. Ve ben sadece bir kişiyim, belki de her gün kaç öğretmen kaç bin çocuğu kendisini başarısız hissettirerek çocuğu hayatının sonuna kadar etkileyebilecek bir aşağılık duygusu yüklüyordur. Hatta sadece öğretmen değil, bunu aslında anne ve babalar da yapıyor.

Çocuklarınızı takdir edin, onalrı övün, onlara yapabileceklerinden zor görevler vermeyin. Bir insan bir şeyleri başarabiliyorsa, o zaman tüm insanların onu başarabilme potansiyeli vardır aslında. Ama her şey çocuklukta başlıyor. Her ne kadar öğretmenim başarısız olduğuma inandırmış olsa da bana, annem ve daha sonraki öğretmenlerim benim aslında “başarılı ve takdir edilesi, değerli” birisi olduğuma inandırıdı beni. Ve artık öğretmen olmama 1 yıl kaldı...

Umuyorum ki eğitimciler daha bilinçli, ebeveynler daha araştırmacı olur...  Siz siz olun, araştırın ve çoluğunuza çocuğunuza nasıl davrandığınıza dikkat edin. 

Ebelin Makyaj Süngeri




Fondöteni fırçayla bir türlü eşit dağıtmıyordum. O yüzden elimle yüzüme sürüyorum (ki yüzüme dokunmaktan hiç hoşlanmıyorum aslında) sonra geçen sene hayatımıza giren ve çoğumuzun fondöten rutinini doğal bir bitirişle sağlayan makyaj süngerleri çıktı . Yaşasın makyaj süngerleri! Her ne kadar henüz bir “beauty blender”ı deneyimleme fırsatım olmasa da, geçen almanya seyahatinden annemin getirdiği ebelin make up ei dan bahsedebilirim size. Çoğu sayfada beauty blender’ın dub’u olarak gösterilen bu makyaj süngerini ben de çok beğendim.



Fiyatı 2.45 € olan bu sünger hakkında yorumlarımı belirtmek istiyorum, resimde gördüğünüz gibi ıslak hali ve kuru hali arasında o kadar büyük fark var ki, ve ben makyaj süngerlerin geniş olanı kullanmayı daha çok sevdiğimden bu özelliğini beğendim ( her ne kadar garip bir şekilde benimkisi tekrardan o kabına sığacak kadar küçülemediyse de ) . Bu sünger suyu çok güzel çekiyor ve haliyle  güzel şişip büyüdüğü için kullanım sonrasında yıkaması da daha kolay oluyor, fazla küçük ve sıkı süngerlerin yıkaması sıkıntı olduğundan hijenik bulmuyorum pek.  Sünger elastik bir yapıya sahip yani sıktırdığımızda hemen kendi şeklini geri alıyor ve bazı diğer süngerlere göre hemen delinmiyor ya da şekli bozulmyor.



Geniş tarafı ile fondötenimizi tampon hareketlerle yüzümüze dağıtıyoruz, diğer taraftaki sivri ucu ile de daha ince yerlerimize kapatıcımızı ya da fondötenimizi uyguluyoruz ( örneğin göz çevresi, burun kenarı gibi) . Uygulaması çok doğal geldi bana, yani biraz daha sıvı fondötenleri azıcık çekiyor olsa da, daha kremsi fondöteni fazlaçekmiyor, yani bazı fırçalardaki gibi gereksiz fazla yere kullanmak zorunda kalmıyorsunuz bence.






Bu süngerde en sevdiğim özelliği gerçekten doğal duruşu, o kadar güzel yedirebiliyorsunuz ki cildinize, hem de fondöten fırçasında arada kalan o fırça izleri kalmıyor. Eğer fondöteninizi fırçayla uygulamayı daha çok seviyorsanız, ve fazla kullandığınızı ya da eşit dağıtamadığınızı düşünüyorsanız da bu süngeri “bitiş uygulaması” için kullanabilir ve yüzünüze uyguladıklarınızı eşit şekilde dağıtabilirsiniz.

Yani bu tatlı pempiş süngeri ben pek bi sevdim, bakalım uzun vadede de menun kalacakmıyım yoksa daha çok hoşuma giden bir şeyler bulurmuyum.
Siz kullandınız mı sizin yorumlarınızı da alayım J

Mac - Kinda Sexy 'yi sevmeyenlere ( ve sevenlere) Alternatifler





Merhaba arkadaşlar, son zamanlarda Make-up dünyasının Kinda Sexy Furyasına ben de katılmış bulunmaktayım. Ama benim düşüncelerim pek diğer blogger arkadaşlarımınki gibi değil ne yazık ki. “Kinda Sexy”yi tek sevmeyen ben miyim acaba? Ne benim ne de ablamın dudağında o tatlı nude şeftali tonunda durmadı. Hadi ben esmerim dudak rengim koyu falan, peki ya buğday tenli ablamın ne suçu vardı? Sanki güne giden yaşlı teyzelerin sürdüğü ruj gibi durdu bizde. Ben de kalktım, benimle aynı dertten muzdarip arkadaşlarıma, ve Kinda Sexy tonlarına ruj alıp bulamayanlara güzel bir yazı yazayım dedim .






   
Bugün misafirlerimiz Mac  - Kinda Sexy, Wet & Wild – Bare it All, Golden Rose Velvet matte no 16 , Pastel – 553 nolu Chocolate – Essence XXXL long lasting lipgloss




Öncelikle mac ile başlamak istiyorum. Mac’i hepimiz biliriz, oldukça kalıcı ve güzel bir nemlendirmesi var. Çoğu kişide tam bu yazın renkleri olan şeftali tonlarında duruyor. Sorun sende değil Mac, sorun bende ve benim gibilerde. Bizim dudaklarımızın rengiyle senin rengin örtüşmedi. Kinda Sexy’yi denemeden almamanızı öneririm çünkü çoğu kişide şeftali gibi duruyor olsa da bende pembemsi bir duruşu vardı ve bu yüzden pek sevemedim. Ve başladım arayışlara.







Pastel’in Chocolate’i tamamen tesadüfen aldığım ama aralarında en beğendiğim ruj desem hakkını yememiş olurum. Pastel’in bu rujlarında tester yoktu ben adlığımda ve ben de denemeden attım çantaya. Belki Mac’a göre kalıcılığı bir tık az olabilir ama zaten rujumuzu her zaman tazelediğimiz için bu sıkıntı değildir. Renk olarak oldukça başarılı bulduğum bir ürün ve esmerlere de buğday tenlilere de yakıştığını düşünüyorum.










Golden Rose Velvet Matte no 16. Kiramit altonlu mu desem turuncu alt tonlu mu desem tam emin olamadım, bendeki no 16 kinda sexy’ye göre daha koyu ve biraz ağır kaçıyormuş gibi gözükse de dudakta bu kadar koyu durmuyor. Sürümü kolay, dudakları kurutmayan güzel bir mat serisi çıkarmış golden rose ve severek kullanıyorum. Yine kalıcılığı kötü olmayan bir ruj. Bu ton olmasa da bence makyaj çantasında bulunması gereken bir seri .






Wet & Wild’in Bare it All isimli ruju ise bendekilerden Kinda Sexy’ye ton olarak en çok benzeyen rujdur.  Haliyle de bende çok güzel durmadı. Ama daha açık tenli arkadaşlarım aradıkları o şeftali tonunu bu rujla uygun bir fiyatla bulabilirler. Yinede ben kalıcılığını da nemlendirmesini de pek beğenmedim sanki çizgilere doluyormuş gibi geldi bana ve bunu almaktansa Golden Rose’un Velvet Matte serisinden başka bir ruj almanızı öneiririm.










Essenxe XXXL long lasting lipgloss ise renk olarak çok sevdiğim bir lipgloss. Gerçekten güzel bir mat görünüm veriyor ama her ne kadar long lasting lipgloss dese de, tipik lipglosslar gibi pek te kalıcı değil. Sürekli sürekli tazelerim derseniz alın tabi . Ama bendekinin numarası silinmiş daha sonra öğrenip sizi bilgilendiririm .










Kinda Sexy Furyası benim için buraya kadardı. Hepimiz o kadar özel, o kadar tekiz ki. Allah hepimizi gerçekten bambaşka yaratmış bu yüzden kendimize en iyi yakışanı yine kendimiz bulmalıyız. Ama umarım bu ruj arayışında biraz da olsa size yardımcı olabilmişimdir.



Limon ile güzellik!


limon sıkıp içmek çok faydalı demiştim daha önce. Peki bu hafta pazardan limonu biraz fazla alıp diğer faydalarından da nasibinizi almaya ne dersiniz? Şimdi size evde limonunuz varsa limonu güzelliğinizin yararına kullanabileceğiniz bir kaç tavsiye vereceğim :)

Biz kapakları ve Kol dirseklerini beyazlatmak : Ah ah çoğumuzun ders çalışmaktan kol dirsekleri karardı sanırım , bir limonun yarısıyla ovalayın ve renginin açıldığını görün . İlk başta bana çok saçma gelen bu uygulama sonradan çok hoşuma gitti.

Limon ile aydınlatıcı nemlendiricinizi kendiniz yapabilirsiniz, bir kaç damla hindistan cevizi suyu’nu birkaç damla limon ile karıştırın ve nemlendirici olarak kullanın . Hindistan cevizi suyu cildimizi nemlendirirken limon aydınlatacaktır. Ama bu uygulamayı akşam yapmanız daha sağlıklı olur özellikle yazım yüzünüze limon sıkıp dışarıya çıkmamanızı tavsiye ediyorum.

Diş Beyazlatır: Karbonat ve limon suyunu karıştırıp temiz bir kulak temizleme çubuğu ile dişlerinize uygulayın. Sonra diş fırçanızla fırçalayın ve zamanla dişlerinizin beyazladığına şahit olun. (Yine de her şeyde uyardığım gibi bu yönteme dair de uyarımda bulunayım, hassas dişleri daha da hassaslaştırabilir.)

Sivilceler için limon suyu: Bir dilim limon kesin ve suyunu yüzünüze uygulayın, Hem sivilce oluşumuna neden olan bakterileri kırar, hem de var olanların daha hızlı bir şekilde sönmesine neden olur.

Ağızın içinde çıkan uçuk, aftlara krem süremiyor olsak da, bir kaç damla limon suyu daha hızlı iyileşmesine yardımcı olacaktır ve yayılmasına engel olacaktır.

Dudak bakımı: soyulan dudaklarınıza uyumadan öne birkaç damla limon suyu sürün ve sabah yıkayın, ölü derilerin daha çabuk atılmasına ve dudaklarınız da güzel olmasına yardımcı olacaktır.

Saç rengini açma: Tabii ki benim gibi koyu kahve saçlara sahip kişilerde çok etkili olmasa da, kumral ve daha açık saç rengine sahip kişilerin , güneşte saçlarının daha hızlı renk açması için saçlarına limon suyu sürüp güneşte dolaşabilirler J Her uygulamada saçlar biraz daha açılacaktır.

Cilt lekeleri: Limon C vitamini ve sitrik açısından oldukça zengindir. Sitrik asit cildin rengini açtığından cilt lekelerinde etkilidir. Çok yavaş bir süreç bu yani bugünden yarına lekelerin yok olmasını beklemeyin . Ama c vitaminin iyi bir antioksidan olduğunu unutmayarak sürmeye devam edebiliriz . Tabi güneşe sürüp çıkmayın sitrik asit cildi biraz soyar ve sonra cilt lekeleriniz artar bu sefer de.

Tırnak Bakımı: Bazen oje asetondu derken tırnaklarımızın çok yıprandığını görüyoruz. Zeytinyağını (ya da başka sevdiğiniz bir yağı) ısıtıp içine azıcık da limon suyu sıktık mı ve parmaklarımızı bu suda beklettik mi oh mis gibi doğal tırnak bakımımızı yapmış oluruz .

Benim bildiğim yöntemler bunlar :) Sizin var mı limonu kullanabileceğimiz tavsiyeler ? Yani Salatada ve limonatada da güzel oluyor tabi ama başka nerelerde kullanabiliriz? Varsa öneriniz merakla bekliyorum :)


Bellybuttonchallenge mi?

Belly Button Challenge mi? O da ne?





Bu uzak doğu ülkelerinin dış görünümlerine çok önem verdiğini artık yavaş yavaş hepimiz anladık, kozmetik, özellikle cilt bakım alanında çok kaliteli ürünler üreten ülkeler arasında kore de var. Dizilerden ve özellikle bb kremlerden aslında o tarafın kendisine çok güzel baktığını anlamıştık. Ama çin’de de bu denli bir dış görünüş furyasının olduğunu bilmiyorduk. Ne mi demek istiyorum? Belly button challenge’i duydunuz mu? Yani göbek deliğine tersten dokunma meydan okuması dır.



Bu İnternet Challenge’ina göre ben 1.60 boy 55 kilo ile fazla kiloluyum!  Aman Allahım insanları sağlıklı olup olmadıklarıyla ilgilenmeden, sadece elini tersten göbek deliğine değip değmediğine bakarak fazla kilolu olduğu damgasını yapıştırıyor. Ve en kötüsü de sadece instagramda 6 binden fazla #bellybuttonchallenge etiketi var. (ki asyanın kendi twitterimsi sosyal medyası weibo’da 260.000 tane etiket varmış!) Henüz türkiyede yaygınlaşmayan bu akla zarar meydan okumanın ( ki umarım yaygınlaşmaz!) daha fazla çığrından çıkmadan bitmesini diliyorum. Neden mi böyle düşünüyorum? Çünkü sanki toplum kafayı yemeye başladı  sosyal medyanın dayattığı standartlara uyum sağlamaya çalışarak. Yok ideal kadın olmak için 90 60 90 olmalısın, yok yakışıklı ve karizmatik bir erkek olmak için omzun bilmem kaç santim genişliğinde olmalı, bir ara acaba altın oran’a göre güzelmiyiz diye gözümüzü kaşımızı ölçecek duruma gelmemişmiydik? Şimdi delinin biri  göbek deliğine tersten dokunursan çok fit birisin diyerek kuyuya taş attı , millet de ne yapacağını şaşırdı mı ne?




“Ulan Aylin böyle böyle diyorsun ama, kendimize bakmayalım mı spor yapmayalım mı zayıf olmayalım mı?” Diye sorabilirsiniz. Ya tabii ki kendimize bakacağız, sağlılı olmak için spor yapacağız sağlıklı besleneceğiz. Ama bir delinini kuyuya attığı bir taş yüzünden daha karakterlerini tam oturtamamış yeni yetişen küçük kızların ellerini göbek deliğine sokabilmek için kendi çaplarında “çubuk kraker -meyve suyu”diyetleriyle daha gencecik yaşlarında vücutlarına zarar vermelerini istemiyorum. Ben 22 yaşındayım, ve bazen sosyal medyanın belirlediği güzellik standarları benim bile aklımı karıştırıyor. “Acaba.. Acaba benim de dudaklarım daha mı dolgun olsa ? “ Artık bunlara dur demeliyiz. Kendimizi sevmeyi teşvik etmeliyiz herkesi. Ya hepimiz çok farklıyız ve bu o kadar güzel bir şey ki!





Eğer ki bu Challenge Türkiyede de patlarsa lütfen topluma yanlış bir anlayışa iten bu zımbırtıya alet olmayın. #healthyisthenewskinny bizim hashtagimiz olsun !
Hem şunu da unutmayalım, tersten olmasa da, elimiz kolumuz olduğu sürece göbek deliğimize dokunabiliyoruz ! Allahı sağlık versin inşallah :).


Kendinize iyi davranın, güzel bakın J
Sevgilerle evinizin atarlı Aylin’i







                                                                                                                                                                                

Ramazan ayı ve Ramazan'da beslenme önerileri



Ramazan geldi çok şükür ki bu yıl da şahit olduk ramazan’ın gelişine. Ramazan ayı çok farklı bir maneviyat çoküyor sanki şehre, belki her şey aynıdır da bizim üzerimizdeki maneviyat böyle hissettiriyordur kim bilir... Belki de oruç bizi bu kadar dinginleştiriyordur. Sadece yemekten içmekten uzak durmak olmadığını biliyoruz orucun. Ruhu da kötülüklerden uzak tutmak, bedeni de ruhu da temizlemek bizim amacımız. Allah’ın rızasını kazanmak o bize emrettiği için yemekten içmekten uzak durmak bizim oruç tutma nedenimiz.

Peki bu ramazan hayatımızda neden bir dönüm noktası olmasın ki? Yeni alışkanlıklar edinmek, namaz kılmaya alışmak, sadece güzel şeyler söylemeye, güzel olanı yapmaya helal yaşamaya özen göstermek için bir başlangıç olabilir.  Hep Yılbaşında bi yeni yıl listemiz oluyor ya, biz de ramazandan beklentilerimiz listesi oluşturalım J

Meslea benim listemin başını inşallah bundan sonra tüm namazlarımı eksiksiz bir şekilde kılmak geliyor, sonra ruh detoksu olarak kabul ettiğim ibadetler, ayrıca güzel düşün güzel konuşma çabalarım. Kimseyi kırmayacağım, tartışmayacağım J Ah unutmamak lazım beden detoksu, en azından bu ay sağlıklı beslenmeye özen gösterirsek vücudumuz bize minnettar olacak. Düşünsenize bütün gün aç kalıyorsunuz sonra vücudunuza verdiğiniz tek şey sağlıksız ağır yiyecekler oluyor. Yok yok bu ay vücuduma bu kötülüğü yapmayacağım.


Peki bu ramazanda nasıl beslenmeli?

Öncelikle sakın vücudunuzu susuz bırakakarak kendinize kötülük yapmayın, bol bol su için gece boyunca ( biliyorum biliyorum şu kısacık zamanda tuvalete gitmekten bir hal olunuyor ama su çok önemli). Sıvı tüketiminde size tavsiye edebileceğim birkaç bol sıvılı yiyecek var :
%96 su içeriği ile salatalık ve karpuz
%95 su içeriği ile Ananas , Marul ve kereviz
%94 ile domates
%92 su ile armut
%90 su ile greyfurt
%89 ile kavun

Ayrıca geçen ramazanda her iftarda Ilık, ballı limonlu su içiyordum ve beni çok sağlıklı bir şekilde ramazanı geçirmeme yardımcı olmuştu, ayrıca da zaten limon suya girdiğinde alkali su etkisi gösteriyor ve vücudumuzu arındırıyor.

Diğer önemsediğim bir nokta ise ceviz, ben her sahurda bir avuç ceviz yerdim geçen sene , sağlıklı beseleneceğiz yağlı yiyeceklerden uzak duracağız tamam ama, vücudumuzun ihtiyaç duyduğu yağlar da var, onları da ceviz, badem ile sağlamaya çalışıyordum.

Sahurda daha uzun süre tok tutması için bol bol protein tüketmeye özen gösterin, ağır olmaması için fırında ya da haşlanmış, en iyisi de mangalda yenen şeyler öneriliyor. Ama kim uğraşacak falan sabah sabah sahurda değil mi? Ben sahurda protein almak için yumurta haşlıyorum ya da maydanozlu,dereotlu,peynirli omlet yapıyorum. Yani yumurta ile çeşit çeşit şeyler deniyorum -hafif olma şartıyla-

Ramazanda beslenme ile ilgili bir şey daha söyleyeceğim, özellikle benim gibi pek et yiyemeyen insanlara tavsiyem hastahanelerde B12’lerini ölçtürmeleri ve eğer düşükse B12 iğnesi vurulmaları, ya da en azından eczaneden B12 hapı alın eczacınıza danışın ve onun tavsiye ettiği şekilde arada atın. Özellikle çalışan kişilerin daha dinç kalmasını sağlayacaktır .

yemeklerinizi zamanlara ayırın, yani ağır ağır yiyin hemen yemek üstüne tatlı üstüne meyve yemeyin. ( Ki özellikle meyveyi hiç bir zaman asla yemeğin üzerine yemeyim vücuda faydadan çok zarar sağlıyor.) Onun yerine gecenizi zamanlara ayırın ve yiyeceklerinizi aralıklarla yemeniz daha sağlıklı olur.

Şu an benim hiç dinç ve berrak bir zihinle yazmadığım aslında çok belli, konuya bir yerden girmiş bir yerlerden çıkmışım , affınıza sığınıyorum artık , şurda iftara iki buçuk saat kalmış ne yapalım artık J

Kendinize iyi davranın gençler.
Sevgilerle Aylin