dostlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Hayvan Deneyleri Protestosu - Lush

Jacqueline Traide'i zorla laboratuvara sürükleyip cihazlara bağladılar. Bilim adamları canını yakan kremler sürdü, gözüne ne olduğu belirsiz damlalar damlattı ve zorla değişik besinler yedirdi. Bu genç kadın 10 saat boyunca çeşitli işkenceler maruz kaldı. Ve bu işkenceler yapılırken alışveriş için sokaklarda dolaşan yüzlerce insan seyretti ve hayret etti. 



10 saat boyunca seyirciler önünde Jacquelin'e hayvanların üzerinde yapılan deneyler yapıldı 


Elektronik klipsleri bağlamak için kafası tıraş edildi - tıpkı ayvanların tıraş edildiği gibi


Burada bazı besinlerin hayvanlar üzerindeki etkisinin anlaşılması için Jacquelin'e zorla besin yediriliyor ve değerler ölçülüyor 
Belki de bizim makyaj temizleyicilerin gözler üzerindeki etki araştırılıyordu şu an, ya da diş macunlarımızın?


Cildimize kullandığımız ürünler masum mu acaba?


Peki amaç neydi? 
Lush adlı marka, hayvanlar üzerinde deneylerin hayvanlar için ne kadar acı verici olduğunu göstermek ve bu deneyleri protesto etmek istedi. Göz göremeyince gönül katlanırmış ya, aslında bizimkisi de o misal. Hani uzaklarda bir ses her zaman hayvan deneylerinde hayvanlara ne kadar acı çektirildiği ve her yıl binlerce hayvanın ödlüğünü fısıldıyor bizlere, ama aslında bu bize masal gibi geliyor değil mi? 


Bu videoyu izledikten sonra biraz araştırma yapayım dedim ve bu hayvan deneylerinin de aslında çok güvenilir olmadığını öğrendim. Çoğu ünlü marka sırf Çin Piyasasına girmek için hayvan deneylerine başlıyor Çünkü Çinin çok çok büyük bir tüketici sayısı var ve tüketici demek para demek sonuçta hepsi ticari amaç güden şirketler. Çin'in neden böyle bir zorunluluğu var bilemiyorum ama aslında bu hayvan deneyler bir ürünün güvenirliliğini araştırmanın neredeyse en ucuz yolu gibi görünüyor. ucuz olması güvenilir olduğu anlamına gelmiyor ne yazık ki, çünkü hayvan hücreleri ve insan hücreleri çok farklı ve bir tavşanın cildine iyi gelen, hasar vermeyen bir kremin insan cildine iyi geleceği anlamına gelmiyor, ya da tam tersi. 

En basit bir örnek vermem gerekirse biz insanların çoğu acil durumda kurtarıcısı olan "aspirin", bir kedi yanlışlıkla yuttuğunda o kediyi ölüm noktasına kadar getirebiliyor. Tabii ki bu işin uzmanı değilim ama normal bir insan gözüyle baktığımızda bu hayvan deneylerin de aşırı bir faydasının olduğunu düşünmüyorum. Her ne kadar aspirin konusundan örnek vermiş olsam da ilaç sektörüne çok laf söylemek istemiyorum çünkü gerçekten önemli, ama farelerde faydası olan kanser ilaçlarının insanlara hiç fayda sağlamadığı gibi başarısız deneyleri de unutmamak lazım. 



Bu video ve bu resimler varken aslında "hayvan deneyleri"nin ciddiye alınması gereken bir konu olduğunu fark etmişsinizdir umarım. Bundan sonra ben de daha duyarlı olmak ve bu konuyu detaylıca araştırmak istiyorum. gerçekten hayvanlar üzerindeki deneyler gerekli mi? Bu deneyleri yapmaya hakkımız var mı? Peki bu deneylere alternatif ne olabilir bunu da düşünmek ve insan sağlığını da tehlikeye atmamak gerekiyor. Aslında bu gerçekten ayrıntılı araştırılması ve duyarlı olunması gerekilen bir konu. Bundan sonra daha dikkatli olacağım ve araştırmalarımı sürdüreceğim, umarım bu yolda bana eşlik edersiniz. 



Sizin hiç hayvanlar üzerinde deney yapmayan kozmetik markaları hakkında bilginiz var mı?

Kedi Bacak çıkığı ve kalça kemiği kırığı Ameliyatı : SON DURUM


tea cat by swdd-cat



Bu son ayda istediğim gibi yazma fırsatı bulamadım, ama okulların başlaması ile beraber artık daha sık yazabileceğim. Bu yazımda son defa kedi bacak çıkığı ve kedi kalça kemiği kırğı ameliyatı sürecinde yaşadıklarımızı kısaca toparlayacağım.

13 Ağustos perşembe günü kedimize araba çarptı, tahmin ediyoruz ki yoldan geçerken kalça kısmından çarptı ve bu çarpma sonucunda sol bacağı kalçadan çıktı, sağ kalçasınıda da kırık oluştu. ( Ayrıca belinde de kırık varmış ama veteriner bunu sonradan fark etti ve daha önceki postumdaki röntgen resimlerde vida bu kırık için takılmış).

21 Ağustosta ilk ameliyatlarını oldu , biraz geciktirdik çünkü kendi şehrimizde bu ameliyatı yapacak uygun bir klinik arayışındaydık. Kedi bacak çıkığı ameliyatı ortalama 1000 tl isteniyordu. İlk Ameliyattan sonra kedimize kafalık taktık ki ameliyat yerlerine dokunmasın ve onu ufak bir kutuda tutmamız gerekiyordu hareket etmemesi için. Ama ufak kututda daha da fazla çıldırdığından büyükce bir leğene aldık , yinede ilk gece çok zor geçti çünkü kedi ne olduğunu anlayamadığından ayağa kalkmaya çalışıyordu ve ameliyatın başarılı olması için onun için hareket etmemesi gerekiyordu.

31 Ağustos pazartesi kontrol için kliniğe gittik ve belindeki vidanın yamulmuş olduğunu gördük, tekrar ameliyat olması gerekiyordu ve kemiğin kaynayıp kaynamamasına göre vida çıkarılacaktı, ya da çıkarılıp tekrar takılacaktı.

4 Eylülde kedimiz tekrar ameliyat oldu, çok şükür kemiği kaynamıştı ve vida çıkarıldı yinede çok hareket etmemesi gerekiyordu ve kafalığı hala takmaya devam etmesi gerekiyordu. O sırada çıkık bacağı artık yavaştan iyileşmeye başlamıştı, vida kırık tarafında olduğundan oradaki dikiş tekrar kesildi .

14 Eylülde tekrar kontrole gittik, her şey yoludna kedimiz iyileşmeye doğru adım adım ilerliyor, gerçek manada da adım adım yürüyor kendisi tuvaletini yapabiliyor ama çok yoruluyor, yukarıya atlayamıyor ama olsun kendini idare etsin yeter bize zaten. Kontrolde yinede çok ani hareketler yapmaması söylendi, dikkat ediyoruz biz de artık.

29 Eylül - Bu yazıyı yazdığım gün : Kedimiz artık rahatca yürüyor, tabi eskisi gibi değil çıkık olan bacak biraz yamuk , oturduğunda bu özellikle belli oluyor ama fazla rahatsızlık verdiğini sanmıyorum, biraz yüksek bir yerlere atlamaya çalışırken ya da aşağıa atlarken ön patilerinden destek alıyor arka patilerini kendisi de fazla kullanmıyor , yinede atlayacağını fark ettiğimiz zaman biz onu kaldırıveriyoruz - ne olur ne olmaz.
Sonuç olarak çok mutluyum çünkü kedi de olsa o bir can , eskisi gibi yürüyemese de Allaha şükürler olsun ki kendi ihtiyaçlarını görecek kadar yürüyor, evden çıktığımızda gözümüz arkada kalmayacak.







Kedi Kırığı ve Çıkığı ameliyatından sonra kontrol


Solda: Çıkık Ameliyat Öncesi, Kırık Ameliyatı sonrası (24 Ağustos), Sağda : Kırık ve Çıkık Ameliyatından  sonra kontrol röntgeninde yamulmuş vida (31 Ağustos)


Önceki yazımda kedi bacağı çıkığının ve kedi kalça kemiği kırığının araba çarpması sonucunda oluştuğunu, uygun bir klinik buluncaya kadar nerelerden gittiğimizi ve en sonunda da Aydın Veterinerlik Fakültesi Kliniğinde kedi bacak çıkığı ameliyatı ve kedi kalça kırığı ameliyatının gerçekleştirdiğimizden bahsettim.

Ameliyattan hemen sonra kedimizin hiç hareket etmemesi gerekiyordu ve veteriner hekimlerin tavsiyesi üzerine onu hiç hareket etmeyeceği bir box’a koyduk. Ama bu durum bizim kedide ters etki yaptı ve kedimiz o kadar direndi ki, ertesi gün büyük bir leğene battaniye koyup yatırdık ve orada sakince kıpırdamadan yattı, yani benim tavsiyem , tabiki veterinerler en iyisini bilir ama siz de kedinizi en iyi tanıyansınız o yüzden siz en iyisine karar verebilirsiniz. Bizim kedi ilk gün hareket ettiği için kırık kısmında bir komplikasyon ortaya çıkmış. Ve 31 Ağustosdaki kontrolde , 4 eylülde kedimizin tekrardan ameliyata alınması gerektiği sonucuna varıldı. En azından çıkık yerde sıkıntının olmamasına çok sevindik çünkü bizi asıl korkuttukları çıkık tarafın kolay kolay düzelmemesiydi.

Kedi Bacağı çıkıntısı ameliyatında eğer bizimkisi gibi üst bacak kalçadan çıktıysa , kemiğin kenarındaki top gibi şey kesilip kas ile bağlanıyor anladığım kadarıyla, Kedi kaçla Kırığı ameliyatı için ise bir vida takmışlar kedinin kemiklerine, tam anlayamıyorum ama o vida çok fazla hareket sonucunda yerinden oynamış. Bu da istemediğimiz bir şeydi. Şimdi 4 Eylüldeki ameliyatta kemiğin yinede kaynayıp kaynamadığına bakacaklar, ve eğer kaynadıysa vidayı çıkaracaklar, yoksa yeniden vida takılacak ve kedimiz için yeni zorlu bir süreç başlayacak.

Eğer sabrınız varsa ve gerçekten kedinize değer veriyorsanız sizin için de her şey baştan başlayacak, en baştan kedinizin tuvaletini takip edeceksiniz ona yardımcı olacaksınız ilaçlarını takip edeceksiniz zamanında vereceksiniz. Kedinin ameliyat yerini oynamaması için dikkatli olacaksınız vs.vs kısacası her şey hop baştan olacak.


Bize dua edin, umarım bu yazım bizim gibi kedi bacağı çıkığı ya da kedi kalça kemiği kırığı gibi sorunları olan insanlara yardımcı olur, ve inşallah bu yazıdan sonra tekrar yazacağım yazılar size umut olur.

Yazının devamı: 

Kedi Bacağı Çıkığı ve Kalça Kırığı

Kalça Kemiği Kırığı , Bacak Kemiği Çıkığı (Göremeyenler için sağda daire içerisinde alınmıştır)



Geçenlerde yazdığım bu yazıyı hatırlayanınız var mı? İşte şimdi size o yazıyı neden yazdığımı anlatacağım. Kısaca özet geçmek gerekirse bu yazı kedi bacağı çıkığı ve kedi kalçası kırığı ve muyayenesi hakkında olacak.

Bundan neredeyse üç hafta önceydi. Gece 2den beri kedimiz eve gelmemişti ve ertesi gün saat 5te tesadüfen kediyi ana caddede yol kenarında yatarken bir zeytin ağacının altında buldum. Ya kediciğim kendi kendine güneşte kalmamak için oraya sürükledi ya da birisi Allah rızası için onu oraya koydu bilmiyorum. Ama bildiğim tek şey kedinin akşam 5e kadar yol kenarında öylece yattığı ve beni görünce acı acı miyavlamasıydı. Galiba hiç aklımdan çıkmayacak o görüntü, o kadar kötüydü ki hemen ağlamaya başladım sana ne oldu minnoşum diye yoldan geçen bir adam bana kedininz sadece bayılmış bir şeyi yoktur falan diyince kendimi toparlayabildim.

Kediyi hemen eve getirdim, ilçemizdeki hiç bir veteriner bize gelmeyi kabul etmeyince biz götürmek zorunda kaldık ama arabamız yok taksiye atladık gitti. Sıkıntımız ne? İlçemizdeki tüm veterinerlerin büyük başlara bakıyor olması hiç biri kediden anlamıyor biri diyor sadece ezilme olmuş biri diyor düşmüş falan. En iyisi Denizlideki hayvan hastahanesine götürmek dedik ve ertesi gün atladık götürdük. Onlar da hemen bir röntgen çekti çünkü kedinin arka bacakları tutmuyordu bu sadece bir ezilme olamazdı. Ve röngen resmi böyle çıktı.

İlk başta biz de bir şey anlamadık ama sonradan veterinerin dediğine göre , kedinin sağ üst bacağı kalçasından çıkmış, sol kalçası da kırılmış! Yani arka tarafı kullanması imkansız! Kedi bacağı çıkığı da takılmadan kaynayamayacağı için iyileşmesi imkansız dendi bize. Daha kötüsü ise denizlide ameliyat yapamıyor olmaları. Bu tür ameliyatları bize en yakın aydın, afyon gibi veterinerlik fakültelerindeki kliniklerde yapabiliyorlarmış. Bizim bir tanıdığımızın tanıdığı Aydındaki klinikte yüksek lisans yapıyormuş. O görüştü ve bize Kedi bacağı çıkığı ve kedi kalça kırığının ameliyatının maliyetinin 1.500 Lira olduğunu söyledi.
Az para değil ki? Bu ülkede  ameliyat parası yettiremediği için sakat kalan, ölen insanlar var... Çok, çok büyük bir ikilemde kaldık. Hangisi daha doğruydu? Biz de çok zengin insanlar değiliz hem gözü kapalı o parayı vermemiz zordu, hem de vicdanen bir kediye o masraf yapılmalı mı yapılmamalı mı ikilemi vardı. O bizim canımız ailemizden birisi ama gerçekten hala kararsızım bu konuda , israf mıydı yoksa o bize emanet bir can olduğu için bizim sorumluluğumuz muydu bu ameliyat.

Bize kalça kırığının zamanla iyileşeceğini ama çıkığın takılmadan iyileşemeyeceğini söylediler. Bir deli cesareti kediyi kırıkcı çıkıkcıya götürdük. Evet kulağa cahilce geliyor ama insan çaresiz olunca, ve o can gözünün önünde öyle masum masum bakınca her türlü yolu deniyorsun işte. Bize kediyi kırıkcı çıkıkcıyı götürürsebiz ilçede size deli derler dedilerse de götürdük. Daha sonra hepimizin şaşırdığı, bizim kırıkcı çıkıkcının gerçekten daha önceden de kedilerin köpeklerin çıkık kemiklerini yerine takmış olmasıydı! Ama sıkıntı olan bizim kedimizin tam kalçadan olduğundan beline çok yakın olması ve diğer tarafın da kırık olmasından dolayı bizim kırıkcı çıkıkcı teyzemiz yapamadı. Takdir ettim onu bu konuda bilinçli bir kırıkcı çıkıkcıymış .
Yine son çare ameliyat kaldı. İzmirde ve Denizlide klinikler bulduk sadece kemik çıkığını 1.000 liraya ameliyat edeceklerdi, ama bu ameliyat da öyle sık sık yaptıkları bir ameliyat değildi sonuçta. Öyleyse 500 lira daha verip dosdoğu yaptıralım madem dedik ve aydındaki veterinerlik hastahanesi ile görüştük. Bize orada ücreti ve başka konularda gerçekten yardımcı oldular , diğer hastahaneleri bilmem ama Aydın Veterinerlik Fakültesi kliniği gerçekten çok başarılı ve işinin ehli kişiler ile çalışıyor. Eğer kedinizi köpeğinizi kliniğe götürmeyi düşünüyorsanız gidin görüşün.

Kedimiz 24 Ağustosta iki Ameliyat geçirdi. 10 gün sorna kontrolü vardı. Devamı için buraya tıklayın.

Sesimi duyurabilmeyi dilerdim.


İsyan etmiyorum, ben isyan etmem ki , bilmem isyan etmeyi. Tek bildiğim üç gündür sol tarafımda yattığım, sol kalçamın kırık, sağ bacağımın çıkık olması ve çok canımın yanıyor olması. Sadece yatmak nasıl bir duygu bilir misiniz? Üç gündür sadece yatıyorum, ayağa kalkmak istesem de kalkamıyorum çünkü bacağım tutmuyor canım yanıyor, tuvaletimi yapmak gibi basit bir ihtiyacımı karşılamak o kadar yoruyor ve canımı yakıyor ki. Acı çekmeden tuvalete çıkabildiğinize, ayakta durabildiğinize ve yemek yemek için başkalarına muhtaç olmadığınıza şükretmelisiniz bence. Ama etmiyorsunuz değil mi? Çünkü her zaman gözünüz başka şeylerde, asla kıymetini bilemiyoruz sahip olduklarımızın değil mi? Yürümeyi özledim, kimseye muhtaç olmadan ayağa kalkmayı özledim.

Peki bu hale nasıl mı geldim? Yaz sıcağından bütün gün uyuyorum , o kadar yoruyor ki sıcaklar beni, en güzeli uyumak geliyor bana, haliyle geceleri uyku tutmuyor beni. Evdekiler ne kadar evden çıkmamamı istese de canım sıkılıyor geceleri, dolaşmaya çıkıyorum ben de, bazen arkadaşlarımla, bazen ise gecenin karanlığında dünyayı tek başıma keşfediyorum işte. O gece yanımda birisi var mıydı hatırlamıyorum, ama yollar tenhaydı, araba yoktu hiç, tenha olmasa araba olsa o kadar uzaklara gitmem ben korkarım çünkü arabalardan. İlk defa bu kadar uzaklara gittim, çok eğlendiğim de yalan değil. Ama artık eve dönmek istedim , içim sıkıldı bilmiyorum, saat de iki buçuk civarıydı zaten evdekiler merak etmiştir beni bir görüneyim en azından sonra tekrar çıkarım diye düşündüm. Zaten alışkınlar benim öyle görünüp tekrar gezmeye çıkmama. Yolun karşı tarafına geçiyordum ama birdenbire arkamdan beni bir şey vurdu, fırladım yanağımı kaldırım taşına çarptım. Tek hissettiğim feci bir acı. Bakamadım bile bana neyin çarptığını, zaten vurdu geçti bakmadı bile arkasına...

Saat gece iki buçuk, ben yol kenarındayım, sağ dişlerim kırıldı, o önemli değil de, bacaklarım tutmuyor ayağa kalkamıyorum. Kimse yok, tek başımayım. Saatler geçiyor ama kimse gelmiyor yardımıma, hala ayağa kalkamıyorum yol kenarında yatıyorum sabah oldu yanımdan arabalar geçiyor beni çiğneyecek diye korkuyorum ayağa kalkmaya çalışıyorum kalkamıyorum, yoldan gelen geçenler beni görüyor ama kimse yardım etmiyorum ben acı içinde kıvranmaya devam ediyorum.
Gözümü açtığımda oraya nasıl geldim bilmiyorum ama yol kenarında değilim en azından artık, kaldırımdaki bir ağacın altındayım. Birisi bana yardım mı etti yoksa kendim sürüklenerek mi oraya geldim bilmiyorum ama saatler geçti neredeyse akşam oldu, geceden beri yatıyorum kimse yardım etmiyor bana. Son gücümle ayağa kalkmaya çalışıyorum kalkamıyorum, bir ses duyuyorum “Ne oldu sana kim yaptı bunu?” diye ağlamaklı telaşlı bir ses, başımı bir kaldırdım evden biri. Cevap verdim ona beni lütfen götür burada bütün gün sıcakta acıktım susadım canım yanıyor, yanımdan geçip gidiyorlar korkuyorum dedim, beni anlayıp anlamadığını bilmiyorum ama hemen kucağına aldı ağlayarak. Bilmiyordu ki canımı yaktığını direndim canım yanıyor dedim anlamadı , dikkatli olmaya çalışıyor ama bir an önce de eve götürmek istiyor beni, baktım evin yolundayız artık direnmedim eve geleyim de canım yansın varsın.

Evde hemen yatırdılar beni, annem beni Aylin'in kucağında görünce hemen koştu Aylin'in arkasından.Sonra Merve geldi , ağladı Merve ne olmuş sana diye. Aylin beni gördüğünden beri ağlıyordu zaten. Bu kadar mı kötü görünüyordum bilmiyorum, ben de onlarla beraber ağladım canım yanıyor diye inledim defalarca . Annem ağzıma zorla su dökmeye çalışıyor ama dilim damağım o kadar kurudu ki artık yutkunamıyordum. Parmağıyla ağzımı damağımı biraz ıslattıktan sonra içmeye başladım. Şükrettim sonunda su vardı , yazın en sıcak gününde bütün gün asfaltın sıcağında yatmak beni çok yormuştu. Ama sonunda evdeydim ya, artık beni koruyacaklarını benim için ellerinden geleni yapacaklarını biliyordum.

Ertesi gün şehir merkezine götürdüler beni hastahaneye. Röntgen çekildi, canım yandı iğne vuruldum belki iç kanamam vardır diye. Ama Aylin ve annem yanımda olduğundan güvendim ve ses çıkarmadım. Röntgen sonuçları pek iç acıcı değildi. Sol kalçam kırık, sağ bacağım çıkıktı. Bu kırık zamanla iyileşirmiş de, çıkık için cerrahi müdahale lazım. Onu da anca Aydın, Afyon gibi cerrahilerde yapabiliyorlarmış. Bir de 1.500 Lira ameliyat ücreti istiyorlarmış. Ama ben kediyim, benim param yok ki? Benim verebileceğim tek şey biraz mutluluk, bazen sakar hareketlerimle güldürürüm, bazen gelir sırnaşır mayışırım, hayatınıza neşe katarım beni severseniz ben de sizi severim, kıymetinizi bilirim, verebileceğim tek şey bu. Benim can’ım hem bu kadar pahalı hem de bu kadar ucuz muymuş yani siz insanlar için?
Şu an kritik 72 saati geçtim, eğer iç kanamam durmamış olsaydı size bu yaşadıklarımı anlatıyor olamazdım. Bu arada bana çarpanlar da 16-17 yaşında meyhaneden çıkan yeni yetişen kendini erkekten sayan çoluk çocukmuş. Aylin’in kuzeninin arkadaşları geçen gün anlatmış da kediye çarptıklarını, oradan biliyoruz yani.

Siz beni konuşamıyor diye canım yanmıyor sanmayın. Bakın benim hayatım mahvoldu, ameliyat parası ödeyemeyeceğim için hayatımın sonuna kadar çıkık bir ayakla yaşamak zorunda kalacağım, ne zaman ayağa kalkmak istesem canım yanacak, çok titiz bir hayvan olduğumdan yattığım yere tuvaletimi yapamıyorum, ayağa her kalkmaya çalıştığımda geri düşünüyorum sahiplerim benim halimi gördükçe onların da içi gidiyor. Allah'tan sahiplerim var, evde bakılan bir kediyim de önüme geliyor yemeklerim, et suyu ile yoğurt ile ve vitaminler ile besleniyorum. Peki ya her gün araba çarpan ve acı çeke çeke ölen kardeşlerime ne olacak? Lütfen dikkatli kullanın arabalarınızı, çoluk çocuğa vermeyin, sarhoş araba kullanmayın, sesimizi çıkaramıyoruz dava açamıyoruz diye bize çarpıp geçmeyin. Benim canım yanıyor, sahiplerimin canı yanıyor. Anlatamıyorum ki derdimi de! Birazcık vicdanınız varsa, bir kediye bir köpeğe çarptığınızda alın veterinere götürün. Üç beş lira cebinizden çıkacak diye korkmayın, hatta eğer çarpma anında fotoğraf çeker tutanak tutarsanız bizim veteriner masrafımızı arabanızın sigortası bile karşılıyor! Lütfen, canım çok yanıyor, derdimi paylaşamıyorum, sahiplerim çaresiz. Dikkatli sürün, çevrenizdekileri bilinçlendirin, bana çok dua edin sahiplerim bir çaresini bulsunlar, Siz de sağlığınıza şükredin!




Kedi kediye benzemez

Dün gece tuhaf bir rüya gördüm. Oğluşum minnoş'un 3 tane yavrusu olmuştu. Sabah uyanınca anlattım ablama bu rüyamı ve gülerek "minnoş erkek, nasıl yavrusu olsun?" dedi. haklıydı.



Akşam ablam eve dönerken beni aradı ve misafir getiriyorum dedi. Bir de ne göreyim, yavru kedi bulmuş gelmiş. Şu anda kucağımda ufacık bir yavru kedi ile yazıyorum size. O kadar uysal, o kadar tatlı ki. Çok tipsiz ama kendisini sevdirmeyi gerçekten biliyor. Durduk yere ablam eve kedi getirmedi tabii ki. Dershanesinin teras katında otururken çok sesli bir kedi miyavlaması duymuşlar. Bu kadar nede ağlıyor bu kedicik diye aşağı inmiş arkadaşlarıyla.bir de görsün? Arabadan gelen bir miysvlama sesi. Arabadan nasıl gelsin? altında yok üstünde yok kedi medi. Bildiğin motorundan geliyor ses. Neyse ki arabanın sahibi dershane hocalarından biriymiş de korkmadan motora sıkışmış kediyi çıkarmışlar. ama o da ufacıkmış, beklemişler hiç bir yerde anne yok. Ablam da aldı geldi eve belki sahip buluruz diye. veterinere gitti kontrol ettirdi, sonra evde bi güzel zeytinyağlı sabun ile yıkadık. Bizim minnoş ise hayatında kendisinden başka kedi mi gördü. Korktu ürktü ufacık kediden. küçük kedi hemen alıştı başladı mırıldanmaya da, minnoşumuz depresyona girdi, ne mama görüyor gözü ne de en sevdiği ipi.





daha 1 sene oldu minnoşumuzu sahipleneli, ama dün gibi hatırlıyorum yavruluğunu, çok ürkek, her sesten korkan , insanlardan korkan, miyavlayamayan minnacık bir bebek kediciğiydi. Bu kedicik öyle mi ? Yıkadıktan sonra biraz ürktü, sonra başladı mırrlamaya. hemen oyunlar oynadı hemen sınraştı tatlı tatlı. Minnoşum hiç hoşlanmadı tabi bu durumdan, biz de başladık sahip aramaya.

Ama sahip bulasıya kadar minnoşum neler neler yaşadı. Ufak beyaz tüylü bir şey evde dolaşıyor. Gidiyor minnoşumun oyuncak faresiyle oynuyor. Gidiyor minnoşumun tırmıklama tahtasını tırmıklıyor. Gidiyor minnoşumun yattığı yere yatıyor olmaz ki. Hatta bir ara minnoşuma verdiğim salamı minnoşun önünden kaptı kaçtı. Ah ah bunu yapmasaydı belki kediciğim onu biraz daha severdi, ama bence bu salam olayı her şeyi bitirdi.

Küçücük kedideki bu deli cesarete de hayran kaldım. Hiç tanımadığı bir yerde tanımadığı bir kedi ve iki insan var, ama sanki evin kedisi oymuş da, minnoş başka kediymiş gibi davranıyor. Sürekli minnoşu görmezden geliyor ve minnoş da o kadar şaşkın ki onunla oynayıp oynayamayacağını bile bilemedi.

Bunları yazarken yarısını iki saat önce yazmıştım yarısını şimdi yazıyorum, az önce ablam kediyi yeni sahibine verdi ( Evet hemncicik bir sahip bulduk :) ). Minnoşum uyuyordu o sırada, uyandı ve keyifsiz keyifsiz evde dolaşmaya başladı sonra kedinin evde olmadığını fark edince bi canlandı. Hemen sırnaşmaya mırlamaya başladı. Bi ara sanki kucağımda bir kedi varmış gibi davrandım, hemen koştu baktı kedi medi yok mutlulukla mırlamaya devam etti .

neyse burdan bi sonuca bağlayayım. Kediler birbirine benzemiyor hepsinin ayrı karakteri var işte.  Bazısı o küçük beyaz kedicik gibi rahat oluyor hemen her ortama alışıyor, bazısı da minnoşum gibi hem çekingen oluyor hem de haklı olarak sahibini kıskanıyor. Ama gerçektn şu ufak kediyi gördükten sonra ve minnoşun yavruluğu ile kıyaslayınca iyi ki minnoşumuza sahiplennmişiz dedim. Minicik yavru kediden bile korkuyor, sokakta çok zor hayatta kalırdı gibi geliyor bana.

Neyse bakalım benden bu kadar :)

Kedi beslemeye karar vermeden önce bilmeniz gerekenler







1-      Asla ortalıkta eşyalarınızı bırakmayın. Kediler  ruj, rimmel, parlatıcı ve bir sürü para harcayarak aldığınız makyaj ürünlerinizle oynama bayılırlar. Eee ne de olsa sahiplerinin zevklerine güvenirler.

   2-Instagrama harika nail-art’larınızla resim koymayı unutun. Bazen oyun oynarken yanlışlıkla cırmaklar, bazen patisi kayar cırmaklar, bazen size sinir oldukları için cırmaklarlar... Ama sonuç olarak cırmaklarlar , ellerinizin farklı farklı bölgelerinde cırmak izlerinin olabileceğini aklınızda tutun. Ne de olsa kediciklerin doğasında var bu. Bazı kişiler bunu önlemek için kedilerin tırnaklarını veterinere çıkarttırıyorlar. Eğer bunu yapıyorsanız sakın kendinize hayvan sever demeyin, kedi köpek falan beslemeyin!

3-      Kedi kedidir, yani isterse van kedisi olsun, isterse sokakta bulduğunuz tekir kedi olsun. Hepsi oynamayı sever, meraklıdır, bazen tembellik yapıp uyur... Yani illa cins kedi sahibi olmak zorunda değilsiniz, barınaklarda da bir sürü tatlı kedicik var. Eğer pet shop’tan alacaksanız da oradaki yavrularını ne şartlarda büyüttüklerine, ne şartlarda hayata geldiklerine bakın. İnsan dışı yöntemlerle kedi-köpek çoğaltan çiftliklerden mi geliyor yoksa gayet uygun düzgün bir işletme mi araştırın. Hayvanları eziyet ederek hayvan severlere ulaştıranlara daha fazla fırsat vermeyin.

4-      Kıyafetlerinizi ortalıkta bırakmayın, özellikle bunlar siyahsa. Büyük bir ihtimalle kediniz üzerine yatar, oynar , tüylerini size hatıra bırakır gider. En iyisi siz bu yapışkanlı tüy alma rulolarından alın, o an yoksa koli bandı da işinizi görür kıyafetinize yapıştırın çekin .

5-      Kediler atlamayı sever, evinizin dolaplarına, masalarınıza, sandayelerinize , yüksek olan neresi varsa her yere atlamaya çalışırlar. Yukarılara kırılacak çok fazla şey koymamaya özen gösterin, çünkü kırılırlar.



6-      Demiştik ya tırmalamayı severler diye. Bazen televizyon izlerken koltuğun arkasında hart hurt tırmalama sesi duyarsınız, bazen gözünüze baka baka halınızın üzerini tırmalararlar, yastıklarınızı, perdelerinizi, yani hep tırmalarlar. Bu onların hem stres atma biçimi hem de duygularını ifade etme biçimidir. En iyisi siz kedinize bir tırmalama tahtası alın, hatta kendiniz de yapabilirsiniz ve kedinizi tırmalama konusunda güzelce eğitin. Ama unutmayın ki kedilerin tırmalamaya ihtiyacı var o yüzden gerçekten ihmal etmeyin tırmalama tahtasını.




7-      Aşıları asla asla ihmal etmeyin, sadece kedinizin sağlığı için değil, sizin sağlığınız için de önemlidir. Kuduz aşısı, kist aşısı ( iç parazit) gibi gibi. Mesela bu iç parazit’in bulaştığı kıl aslında kadınlarda kist yapıyor. Kediniz aşılı olduğunda bu riski ortadan kaldırırsınız. Yani Veterinerinize danışın o size çok güzel açıklar.

8-      Kediler öyle sürekli oyuncak gibi yanınızda dolaştırıp kucağınızda seveceğiniz varlıklar değil. Özgür iradeleri vardır ve canları isteyince ya da sizi özleyince gelir sevdirirler, canları istemeyince de kafalarına göre takılmak isterler. Sessiz sakin kalmayı sever, camdan bakıp dışarıyı seyretmek ister ya da kendi kendine oyun oynamak iste. Yani öyle sürekli kucakta mıncıklayabilmek gibi planlarınız varsa, kedinizin çok bağımsız karakterinin deolabileceğini unutmayın. Eğer kesin olarak uysal ve mayışık bir kedi istiyorsanız barınaklarda yetişkin kediler var, karakterleri oturmuş ve belki de tam istediğiniz karaktere sahip kediler bulabilirsiniz.

9-      Kediler ortalamak 20 yıl yaşarlar, eğer minik arkadaşınıza iyi bakarsanız hayatınıza uzun süre eşlik edebilirler , başka bir deyişle, sıkılacaksanız almayın kedi mediçünkü evlerine çok bağlılar ve terk edildiklerinde onlar da köpekler gibi depresyona girerler. Hele bir de sokağa terk ederseniz zaten açlıktan ölürler bir süre sonra.

10-   Bir de az önce dediğim gibi evlerine çok bağlılar. Öyle sürekli taşıma çantasında orda burda gezmektense, evlerinde rahat rahat kalmayı tercih ederler. Eğer mümkünse siz bir kaç günlüğüne bir yerlere gittiğinizde anahtarınızı güvendiğiniz komşularınıza verin ve arada kedinize bakmalarını rica edin.

Kedilerle yaşamak çok zevkli bir şey, bazen oluyor kavga ediyoruz ciddi ciddi. Bazen sadece kedimi izlerken kahkalarıma engel olamıyorum çünkü o merakları hep onlara komik şeyler yaptırıyor. Bazen kedimi sıkıyorum ve benden kaçmak için yer arıyor, ama en güzel evde olamadığım zamanlar eve döndüğümde bana sırnaşıp hoşgeldin demesi... Hayvanlar oyuncak değildir, lütfen bilinçsizce evcil hayvan beslemeyin. Öğrenin araştırın kıl’a tüy’e tahamülünüz yoksa, kedi tuvaleti temizlemekten tiksinecekseniz, kırılan-yırtılan eşyalarla uğraşamayacaksanız ve kalkıp kedinize kızıp duracaksanız ikinize de hayat işkence olur.Tabii ki tüm kediler yırtar, tırmalar, yıkık döker demiyorum ama olabiliyor bunlar da.
Umarım bu yazımı sevmişsinizdir, sizin de düşüncelerinizi çok merak ediyorum J