linköşesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Eğer 24 yaşndaysanız ve İşsizseniz Hayat Gerçekten Karmaşık Olabiliyor



Cedric'in dediği "eğer 8 yaşındaysanız ve aşıksanız hayatınız gerçekten karmaşık olabiliyor" aslında "eğer 24 yaşndaysanız ve işsizseniz hayat gerçekten karmaşık olabiliyor"  olarak değiştirmek istiyorum. Bu sevimli kişisel blog aslında ilk başta kullandığım kozmetik ürünleri çevremdekilerle paylaşayım, aklıma gelen önerileri sevdiklerim de okusun onlara daha kolay ulaşabileyim düşüncesiyle ortaya çıkan bir blog. Ama zaman zaman kötü anılarımı da paylaşıp daha sonra sildiğim, sildiğime de pişman olduğum bir paltform haline geldi. Bundan sonra kendim için gelecekte de hatıralar bırakacak bir alan oluşturma kararı aldım ve "Günlük" etiketi altında zaman zaman yaşadıklarımı paylaşacağım.

Bugün kendimi biraz size açayım, bu şekilde ben de rahatlayayım diyorum. Üniversiteden 2016 Eylülde İngilizce öğretmenliği bölümünden mezun olalı tam 7 ay geçmiş, neredeyse 8. ayı dolduracağım.

Bu zaman içerisinde Eskişehir'e yerleştim, PDR alanında yüksek lisansa başladım ve özel bir dil okulunda part time Öğretmenliğe başladığım. Hayaller bir devlet okulunda çocukla ingilizce öğretmek iken hayatlar saat 12 ile 15 Tl arasında bir ücretle bir dil okulunda çalışıp öğrenciliğe devam etmek oldu.
tam bu sene ülkemizin başından geçen o darbe girişimi resmen hayallerime de girişilen bir darbe oldu. Birdenbire Kpss alan sınavı ertelendi ( evet çoğu kişi bu duruma sevindi ama ben artık tükenmiştim) başımıza bir mülakat sistemi geldi (mesela bu mülakat sisteminde kpss 65 olanlar mülakatlar ile 85 - 90 aldılar ve normalde kpss puanı ile atanamayanlar mülakat puanı ile atandı) ve her neyse olan oldu Ama sonuç olarak ben devlet kurumunda çalışamadım (-ki normalde Sıralamam 300 civarıydı ve 1.500 ingilizce öğretmeni aldıklarını göz önünde bulundurursak...)

Şu anda atandığım yerde 6 yıl kalma zorunluluğumun olması ve ilk 4 sene sözleşmeli öğretmen olacak olmam da bir yandan kafa karıştırıcı.

30 mart ile 5 Nisan arasında 143 Kişilik bir ek atama yapıyorlar ingilizce öğretmenleri için. Acaba diyorum bu ek atamaya başvursam mı? Yoksa 10 Mayısta bir dahaki 2500 Öğretmenin alınacağı mülakata mı girsem tekrardan? Kafam o kadar karışık ki... 6 Sene ailemden ve sevdiklerimden uzakta kalmak çok zor geliyor gözüme. Ben evlensem 30umdan önce kocamla aynı evde yaşayamayacağım gibi bir durum var resmen :D

Anlayacağınız, ben de durumlar böyle sizde durumlar nasıl :) Umarım hayat güzeldir.

Güzel Günlere, Gerçek Mutlulıklara




Uzun zamandır para biriktiriyorum. Gelecekte yaşayabileceğim küçük mutluluklar için. Öyle çılgınlar gibi kendimden kısarak değil de, sadece bazı şeylerin farkına vararak elime geçen ufak tefek bozuk paraları bir kenara atarak biriktirdiğim minik bir kumbaram var. Kumbara dediğim eski bir turşu kavanozu olsa da her içine para attığımda daha bir mutlu oldum daha bir heyecanlandım.

Okula giderken dahi çayımı termos bardağıma koydum da gittim ufak tefek artan bozuk paralarımı biriktirebilmek için. Ve bunu yaptığım süreçte bir çok şeyin farkına vardım aslında.Mesela nasıl da müsrif olabildiğimizi anladım. Nasıl da beynimize sürekli bir şey satın almamız gerektiğine dair mesajların empoze edildiği, biz bir şeyleri satın aldıkça kendimizi mutlu sandığımız ama daha sonrasında daha da büyük bir açlığa düştüğümüzü fark ettim.

 Özellikle biz kadınlar. Kozmetiğe onca para döküyor olmamıza, dünyada maddi durumu olmayan, okuyamayan, ilaç alamayan, ekmek alamayan onca insan yaşıyorken, biz kadınların elimizde bir kaç rimel olsa da gözü kapalı başka bir rimeli, onuncu ruju, üçüncü fondöteni alıyor oluşumuza kızdım.

Ve daha da kötüsü bunu sadece kendi parasını kazanan, ekonomik özgürlüğü olan kadınlar değil, benim gibi ailesinden para alan üniversite öğrencileri, bursla geçinen öğrencilerin,  annesi babası askeri ücretle fabrikada çalışan orta okul, lise öğrencilerinin de yapıyor oluşuna kızdım. Yani en başta tabi ki kendime de kızdım.

Genç kızların, liselilerin, hatta neredeyse ilk okula giden kızların, yani bizden sonraki nesilin de bizden daha kötü bir tüketim bağımlılığına, kozmetik bağımlılığına düşeceğinden korkuyorum. Bizim gençliğimizde sadece televizyon vardı etkilenebileceğimiz. Şimdi instagram ve "instablogger"lar çok fazla etkiliyor çocukları ve bu yüzden instablogger!lığı da bıraktım. Evet instagramda kozmetik paylaşımı yapan arkadaşların da niyeti kötü değil onlar da sadece fikirlerini paylaşmak bizleri bilgilendirmek istiyor ama farkında olmadan insanları sürekli bir şeyi satın almaya teşvik ediyor, kozmetik sektörü üzerinden para kazanan insanların ekmeğine yağ sürüyor.

Uzun zamandır bloguma yazı yazmıyor oluşumun nedeni de kimseyi makyaj ürünü almaya,denemeye, para harcamaya teçvik etmek istemiyor oluşum oldu açıkcası. Kafamdaki düşünceler yeni yeni şekillenmeye başladı ve bu konu üzerinde düşünmeye,yazmaya çizmeye devam edeceğim. Ben de çok seviyorum makyaj yapmayı yeni ürünler denemeyi ama bundan sonra popüler kültürün, medyanın bize empoze ettiği sürekli bir şeyler satın alma gerekliliği,  ihtiyacım olmayan ürünlere ihtiyacımın olduğunu düşünceleri, beni mutlu edeceği çok harika hissettireceği vaadlerine kanmayacağım.

İnsanlar bence onları asıl mutlu eden şeyleri unutup, popüler kültürün bize dayattığı anlık mutluluklara inanmaya başladı.

Benim için turşu kavanozu kumbaram artık "gerçek" mutluluklar için bir sembol oldu. popüler kültürün, başkaların, medyanın bana dayattığı mutluluk değil, sadece kendi mutluluğum, kendi "güzel günlerim" için biriktirmeye devam...

Siz ne düşünüyorsunuz? Yanılıyor muyum? Abartıyor muyum yoksa bana katılıyor musunuz?