Mandallarla Basit Planner Yapımı





    




Geçenlerde elimdeki malzemelerle ne yapsam acaba diye düşünürken aklıma bu fikir geldi. Hem malzemeler değerlensin hem de şu sıralar çok böyle moda olan bu tür Planner'lardan benim de olsun bir tane dedim. Üstelik bu Planner'in yapılışı çok da kolay!

İhtiyacınız olanalar:
1- MDF Ahşap
2- Ahşap Mandal
3-Sllikon Tabancası

geri kalan tüm malzemeler sizin hayal gücünüze kalmış. İsterseniz başka renge boyayabilir, hatta hiç boyamayabilirsiniz bile.

Peki Ben neler yaptım?
1- Önce ahşabı boyadım



 

 2- Silikon Tabancası yardımı ile Mandalları tek tek yapıştırdım ( Aman Dikkat elinizi yakmayın!)

 
 


3- En son da Etiketleri yapıştırdım, günleri yazdım ve süs yapıştırdım. Ama tabi ki bu tamamen size kalmış.







Ve burada da yapılışını anlattığım bir video :)

Pastel Nude - 24 Numara



Kimi günler vardır, insan kendisine bir türlü oje yakıştırmaz. Ben zaten öyle her zaman oje sürüp gezebilen kızlardan değilim. pek fazla beğenmem tırnaklarımı ellerimi. Ama Pastel'in bu 24 Numaralı Nude ojesi o kadar doğal ve hoş ki. Bu ojeyi sürmek için illa Manikürlü tırnaklara sahip olmanız gerekmiyor.  Bana kalırsa bu oje herkesin makyaj çantasında bulunmalı.

Sizin favori ojeniz neler?

Kol örgüsü ile boyunluk yapımı















Merhaba arkadaşlar!

Bugün size kol örgüsünün nasıl yapıldığını göstereceğim.
Öncelikle kol örgüsü nedir bununla başlayalım. Kol örgüsünde kollarınızı adeta bir şiş gibi kullanarak hızlı ve pratik bir şekilde örgü örüyorsunuz. Kol örgüsünde püf nokta kalın yün kullanmakta. Kalın yün kullanırsanız ilmikleriniz daha dar olur. Ayrıca ilmiklerinizi de her zaman dar ve sıkı tutmaya özen gösterin mutlaka. Aşağıda fotoğraflarda biraz olsun fikir edinmeniz için hızlıca bir kaç resim ekledim. Ama bu yazımın sonunda videolu anlatım mevcut merak etmeyin :)

















































Aşağıda benim yaptığım üç farlı renkteki boyunluk var. Sİz nasıl buldunuz? Değişik bir örgü yöntemi değil mi :)












Bu davideomuz. Tam ekranda izlemenizi tavsiye ediyorum :)





























Himalaya Peel off Mask yorumu

             

Peel-off Maskeler yani soyulabilen maskeler son zamanların favori ürünleri haline geldi. Ben de Uzun zamandır Himalaya'nın Peel off Mask'ını kullanıyordum. Peel Off maskelerin kullanımı diğer maskelerin kullanımına göre daha kolay ve daha eğlenceli. Genel olarak Peel off maskeleri sevsem de Himalaya Peel off Mask hakkında çok harika şeyler söyleyemeyeceğim malesef.


Üstteki resimlerde gördüğünüz gibi uygulaması gayet kolay. Ambalajı kullanışlı. Himalaya Peel off Maskenin lapaklı olması güzel. Makseyi ilk olarak uyguladığımızda biraz zor yayılan ve yapış yapış olan bir yapısı oluyor. Bir nevi uhu 303 gibi bir kıvamı var.  Yüzümüze maskeyi uyguluyoruz , aman diyim saçınıza gözünüze bulaştırmayın çıkarması daha sonra zor oluyor. Yüzümüze uyguladıktan sonra , uyguladığımız kalınlığa göre 15-20 dakika iyice kurumasını bekliyoruz.


Maskemeiz kuruyunca yavaş yavaş kabuk kabuk oluyor. ve sonra anlıyorsunuz ki "Maskeyi soyma zamanı gelmiş". Peel Off maskelerin en zevkli kısmı soyma kısmı. Yalnız bu maske baya zor çıkıyor sanırım cildimdeki minik tüyleri de beraberinde götürüyor. Ayva kılların daha da kalınlaşmasına neden olur mu bilemiyorum.

Bu ürünün sevdiğim yanları:
1- Peel Off maskeleri eğlencelidir bu zaten yeterli bir neden.
2- Siyah nokta vs gibi sorunlara çözüm olmasa da ölü derileri güzel soyduğu doğrudur.
3- İçindeki Badem ve Salatalık cildi gerçekten rahatlatıyor.

Gelelim bu ürünü neden sevmediğime:
1- Evet çok sert bir soyucu etkisi var, ama bu soyması benim komedonlarıma, sivilcelerime iyi gelmedi
2- İyi gelmediği gibi bu maskeyi ne zaman kullansam ertesi gün cildim daha da yağlandı. Bu da hoşuma gitmeyen bir durum oldu açıkcası.
3- Belki biraz ön yargı olacak ama, ben bu markanın Neem maskesini kullandım ve o maske bir harika! Bu nedenle Peel Off Maskesi için de beklentim yüksekti. beklentim karşılanmadı.

Peki bir daha alır mıyım? Pek sanmıyorum. Mükemmel Peel Off maskeyi arayacağım ve bulacağım! Bana tavsiye edebileceğiniz bir şeyler var mı?

Sosyopix Alışverişim



Uzun zamandır her yerde duyduğum, özellikle instagramda çok sık denk geldiğim bir fotoğraf baskı sayfasından bahsetmek istiyorum şimdi. Özellikle polaroid fotoğraf formatında resimlerimizi çıktı olarak elimize vermesi, kısacası "anılarımıza dokunmamıza" olanak sağlaması çoğu kişinin gönlünü fethetti. Evet başlıktan da anlaşıldığı gibi bugün Sosyopix Alışverişimden bahsetmek istiyorum.



Sosyopix size sosyal medya hesaplarınızdaki fotoğraflarınızı kare kart, polaroid kart, takvim kartları gibi farklı seçeneklerde fotoğraflarınızın baskısını yapıp bu sevimli turuncu kutu içerisinde size gönderme olanağı sağlıyor. İsterseniz internet sayfasından resimleri yükleyebilirsiniz ya da daha pratik olsun derseniz uygulamayı telefonunuza indirip telefondan işlemleri çabucak hal edebilirsiniz. Ben uygulamayı kullandım.

 

Kargom elime 4 - 5 günde ulaştı. Çıkarttırdığım fotoğraflar bu sevimli paketin içindeydi, ayrıca içinde çok sevimli buz dolabı maknetleri de vardı. (Fotoğraflarını çekmeyi unutmuşum :) )



Benim çıkarttırdığım fotoğraflar kare kartlardan. Sakın ha Pola kartlarla karıştırmayın. Pola kartlar Polaroid kameradan çekilmiş gibi görünenler. Kare kartlar da adı üstünde kare şeklindeki fotoğraflar.

Açıkcası Fotoğrafların yapısı, çözünürlüğü sizin gönderdiğiniz fotoğraflara da biraz bağlı. Daha kalitesiz bir kamera ile çekildiğinde haliyle fotoğrafların da çözünürlüğü düşük duruyor. Ayrıca fotoğrafların basıldığı kartları ben bir tık daha kaliteli hayal etmiştim. Kötü değiller kesinlikle, mat ve güzeller. Ama yinede bir tık daha kaliteli olabilirdi bence.

Buradan Sosyopix kurucularına söylemek istediğim bir şey daha var :) İsterdim ki instagramdan direkt arkadaşımın fotoğraflarını seçebilieyim. Kendi instagram fotoğraflarımızı seçebiliyoruz evet, ama malesef arkadaşımıza bir hediye yapmak istediğimizde onun resimlerini seçmek için şifreye ihtiyaç duyuyor. Bunun bir yolu var mıdır acaba umarım bu konuya çözüm getirirler.

Siz nasıl buldunuz Sosyopix alışverişimi. Sosyopixten hiç fotoğraf baskısı yaptırdınız mı? Sizin yorumlarınızı merak ediyorum.

Alex Lewisin Sıra Dışı Hayatı

Tam da şu sıralar hayatım istediğim gibi gitmiyor diye dert yanıyordum herkese. Üniversiteden mezun olalı daha 5 ay olmuştu, kpssye girmek, atanmaya çalışmak, iş aramak beni (kendimce) çok yıpratmıştı. Yüksek lisansa başlamıştım ve alanım beni zorluyordum. Ne yüksek lisanstan istediğim verimi alabiliyordum ne de tamamen kendimi çalıştığım işe veriyordum. Hava her zaman soğuk, bulutlar her zaman gri gibiydi.Hiç arkadaşımın olmadığı bir şehirde yapayalnız hissediyordum ve bir türlü alışamamıştım düzene. Eski rahat öğrenci yaşantımı özlüyordum, devletin güzel bir okuluna atanan arkadaşlarımın profillerini stalklayıp onların mutluluğuna gıpta ediyordum. Hatta tam da bu gün kendime depresif meyillerime dair teşhis koymuştum. Kısacası memnuniyetsizliğin nirvanasını yaşıyordum şu sıralar.



Okuldan çıkıp odama çekildiğime hepimizin yaptığı gibi facebook'u açıp değişik videoları izledim. derken şu belgesel fragmanına denk geldim:



İki yıl öncesine gayet sıradan bir hayatını olan Lewis ailesi, bir gece Alex'in soğuk algınlığına yakalandığını sanmasıyla hastaneye yatırılması ve aslında o sırada toksin şok sendromu yaşıyor olması ( yani bir tür bakterinin vücüda yayılması) sonucunda kolarını, bacaklarını ve yüzününün yarısını kaybetmiştir. Rorahatsızlığın ilk günlerinde doktorlar tarafından sadece %3 lük bir yaşama şansı verilmiştir. Fakat her şeye rağmen hayatta kalmaya başaran Alex'in bundan sonraki hayatı öncekinden oldukça farklı olmaya başlamıştır.


Bu belgeselde en üzüldüğüm bölümlerden biri, Alexin oğlunun, babasının kendisini öpmesine izin vermemesiydi. Sadece sarılmaya izni vardı babasının. "Only hugs, no kisses" diyordu oğlu . Bu benim içimi param parça etti.

Elimizi saçımızda gezdirmemiz, giyinebilmemiz bile bir nimet. Kendime o kadar kızıyorum ki, şu memnuniyetsizliğimize, sahip olduklarımıza değil de, sahip olmadıklarımıza odaklanmamıza kızıyorum. Şu anda parmaklarım klavyenin üzerindeki tuşlara basıyor. onları hissedebiliyorum. bu bile şükür sevinci.

Kendinize gelin ve sorgulayın, şükredin. "The Extraordinary Case of Alex Lewis" i mutlaka izlemelisiniz.  İzleyin ve ilham alın.

Bu arada yazımı bitirmeden önce şunu da belirtmek istiyorum, hangisinin beni daha çok etkilediğine karar veremiyorum resmen, Alex'in çabaları mı, yoksa karısının fedakarlığı mı? Belgeseli izleyeniniz varsa yorumlarınızı bekliyorum.



Yağmurlu bir cumartesi

Yağmurlu bir cumartesi akşamından merhaba. Son bahar geldiğini artık hissettiriyor. Ne yazın bunaltıcı sıcakları, ne de kışın hüzünlendiren soğuklarını seviyorum. Son baharı, son baharın ılık yağmurlarını, sarı ve turuncuya bürünen yapraklarını , şiirler okuyam rüzgarını seviyorum. Bu son baharı ilk kez eskişehirde geçireceğim.



Eskişehir de öyle bir şehir ki, Son Baharı geçirilebilinecek güzel bir seçenek. Porsuk çayından geçen gondollar, şehrin sokaklarından geçen tramvaylar, şehrin içinden geçen porsuk. Tam bir avrupa şehri havasında açıkcası.


Aslında bu fotoğrafları öylesine instagram hikayesine eklemek için çekmiştim. Ama bugün eskişehirde gittiğim bir mekanı o kadar çok beğendim ki, en iyisi blogda da paylaşayım dedim.

eskişehir passage ile ilgili görsel sonucu
Resim internetten alıntıdır 

Bugün yağmurda dolaşırken hem oturup sohbet edebileceğimiz aynı zamanda da yağmurun dinmesini bekleyeceğimiz güzel ve uygun fiyatlı bir yer aradık. Osmanlı kahvecisi var Passage cafenin yanında fiyatlarını ıspartadan biliyorum ama orada da oturma yerleri o kadar sıkışık ki, adeta yan masadakiler sizin sohbetinize katılıyor, siz arka masadakilerin sohbetinize dahil oluyorsunuz. O yüzden başka alternatiflere bakalım derken Waffle + Çay 13 lira yazan Passage cafeye girdik. Karnımız tok olduğundan bir waffle paylaşalım dedik. Garson o kadar ilgiliydi ki, bizi hiç uüraştırmadan Waffle'i ikiye bölmüş iki ayrı tabağa koyup getirmiş. Kimi kafeler müşterilere sadece TL işareti olarak görür ve eğer siparişiniz öyle ufak tefek bir şeyse garsonlar sizi hor görmeye başlar. Bugün ben Eskişehir Passage cafeden çok memnun kaldım.


Öylesine başka kampanyaların da fotoğrafını çekmiştim daha sonra gelirsek aklımızda olsun diye ( İtiraf ediyorum başka masalardaki kızlar Pizza yiyordu ve Pizzaları kocamandı limonata da çok güzel görünüyordu ben de unutmamak için çektim :) ) Ama genel olarak fiyatlar uygun ve parasının hakkını veriyor gibi duruyor.


Eğer yolunuz eskişehir'e düşecek olursa buradaki Passage Cafe'ye gelmenizi öneririm.