Rosense Gül Suyu ve Peeling



Rosense gül suyu toniği ve Rosense gül peelingi benim çok sevdiğim iki ürün. Güller diyarı ıspartanın bize sunduğu en güzel avantajlardan biri her yerde doğal ügül ürünlerine rastlayabilmenizdir. Geçen yaz ben de Rosense'in ürünlerini denemeye karar verdim, ürünler çoktan bitti ama yazısı yoğunluğumdan dolayı anca geldi.

Rosense'in bu toniğin, Rosensein diğer %100 Gül sularından farkı ne? Satış danışmanı bana bu toniği önerdiğinde ilk sorum bu oldu, İçerisinde Amino Asir Kompleksi varmış ve bu da diğer gül sularına göre ciltte 3 kat daha sıkılaştırıcı bir etkisi oluyormuş. Rosense'in gül sularını kullanmış biri olarak cildim daha da sıkılaştırdı mı bilmiyorum ama ciltten tüm yağı söktüğünü ve gerçekten cildimi rahtlatıp yumşattığını söyleyebilirim. Rosense'in gül suları alkol ve başka kimyaseller de içermediğinden gönlüm daha rahat kullanıyorum. Rosense'den ayrı bir de beğendiğim Eglantine' diye bir marka var onu da tavsiye ederim.

Rosense'in Peeling'ine gelince, bu peeling tam hassas ciltltere göre bence. Harika bir kokusu var ve içerisindeki papatya özleri cildi yumşaşcık yapıyor. Gerçekten çok nazik bir peeling hatta ilk kullandığım zamanlarda beğenmemiştim pek de öyle pötürcükleri yok diye. Daha sert bir şey arıyorsanız sanırım Rosense'in bu peelingini tercih etmemelisiniz, ama yumşak ve çok ince taneli bir peeling arayışında olanlar bu ürüne bir şans verebilir.

Geçen sene aldığımda Gül Sulu Toniğin fiyatı 16 lira, Peelingin de 15 liraydı diye hatırlıyorum. Eğer Öğrenciyseniz Rosense bayilerinde %10 gibi bir indirim yapılıyor.

Siz hiç Rosense ürünlerini ya da başka bir markanın Gül suyunu denediniz mi? Ne düşünüyorsunuz?


Sahi neydi sevgi dediğimiz?

Sahi neydi sevgi dediğimiz şey? Sevgililer gününde sevgilimize üç beş çiçek almak, hediye almak mıydı?
...

Artık zihniyetimiz öyle değişti, öyle boş bir hale geldi ki, sevginin asıl anlamını yitirmişiz. Karşı cinsten birinin elinden tutmak, instagrama face'e mutluluk pozları paylaşmak olarak empoze ediliyor bize. Hadi biz yine bir şeylerin farkındayiz da, ya bizden sonraki yetişen nesil? Gördükleri bildikleri tek şey dizilerdeki "sevgi" (ailesine karsi gelerek kavusan asklar, yok sevgilisinin arkadasina asik olmalar bilmem ne ama bu konuya daha sonra değineceğim). Bizim en büyük hatamız, bizden sonrakilere asıl sevgi'yi öğretememek.

...

Aileyi sevmeyi, hayatı sevmeyi, insanları, hayvanları, bitkileri, farklılığı, bilmeyi öğrenmeyi sevmeyi öğretmeliyiz bizden sonrakilere. Yoksa gittikçe daha da kötüleşen bir dünyaya biz sebebiyet vermiş olacağız.

...

Bugün Ankara'da patlama oldu. Sevmeyi bilmeyen, insan canına bir gram değer vermeyen sevgisiz insanlar, sıcacık yürekleri söndürdüler. Başımız sağ olsun.

Çantada bulunmasa olmaz - Neutrogena Greyfurtlu Nemlendirici



Yves Rocher, Bioderma gibi ürünlerinin yağlı ciltleri için olan nemlendiricilerini kullandıktan sonra dedim ki "yeter, öğrenciyiz biz ya ne bu pahalılık!" ve gittim ürünlerim bitince koştum kozmetik mağazalarına. İnternetten her ne kadar her ürün hakkında bilgi bulabilsem de, deneme yanılma yöntemini kullanarak kendi ürünlerimi kendim bulmak istiyorum ve işte karşınızda: Neutrogena Visibly Clear Pink grapefruit yağsız nemlendirici.  

Neutrogena Visibly Clear Pink grapefruit yağsız nemlendiriciyi neredeyse üç aydır kullanıyorum ve gerçekten vaat ettiği gibi yağlı karma cildime iyi geldiği. Sürüldüğü an zaten ferah ferah bir his bırakıyor , gözenekleri tıkamıyor gerçekten cildimde ferahlık patlaması yaşıyorum kullandığımda. üstüne makyaj yaparken herhangi bir sıkıntıyla kaşılaşmadım, kusma soyulma yapmadı ( bazı nemlendiriciler tuhaf oluyor ya makyajın altında, yoksa tek bana mı denkgeldi?) 

Aslında greyfurt'u çok sağlıklı olmasına rağmen tadını kokusunu hiç sevmiyorum ama bu kremin kokusu beni rahatsız etmedi, krem zaten 50 ml ve normal fiyatı 16 tl, indirimde 10 tl'ye bulduğunuzda bence hemen kapın. Fiyat performans kıyaslaması yapınca Yves Rocher ya da Biodermadan alacağıma bu nemlendiriciyi almayı tercih ederim açıkcası.

Ayrıca kremin görünümü çok sevimli, biraz resimde ördüğünüz gibi ucuna doğru inceliyor ve bu krem dozajını ayarlamama yardımcı oluyor bir anda löp diye çıkıvermiyor ayrıca kapağının tamamen açık olmasındansa bu şekilde olması hem hijenik hem de kapaklı ürünlere göre çantada taşınması daha kolay.

Tek şikayetim, şu soğuk kış günlerinde yanak bölgemi yeterince nemlendirememesi ( oralarım çok kuruyor nedense ama kıştan kaynaklanıyor sonbaharda bu tür sorunlarım olmamıştı).


Kısacası özetlemek gerekirse Neutrogena Visibly Clear Pink grapefruit yağsız nemlendiriciden çok memnun kaldım. Sizin var mı bildiğiniz başka güzel nemlendirici? Yorumlarınız beni sevindirir :)


Luzyo - Kendi Kolyeni Kendin Yarat






Ablam o kadar ince bir kız ki, benim sıradığı şeylere ne kadar bayıldığımı biliyor ve bana bu harika kolyeyi hediye ediyor! Doğum Günüm için kimin bana ne aldığını tek tek söyleyip görgüsüzlük yapmak istemiyorum, ama hem yaratıcı hem de anlamlı, bir o kadar da şık bir hediye arayışında olanlara , yani sevgilisine , kız arakdaşına hediye arayışında olanlara fikir olması açısından bu güzel hediyemi sizinle paylaşarak sizin de fikir sahibi olmanızı istiyorum.




Luzdemia kolyelerinin özelliği, kendi kolyenizi kendinizin tasarlyor olabilmeniz. farklı farklı kolye uçları , ve kolyelerinizin içine koyabileceğiniz minik semboller var. Nasıl bir tarz yakalamak isterseniz o şekilde tasarlıyorsunuz, ya da nasıl bir mesaj vermek isterseniz o manadaki minik sembolleri seçiyorsunuz.


Ablam benim için bu minik sembolleri seçmiş, kalbi tam çekememişim ama olsun , diğer semboller yeterince anlaşılır zaten, en sevdiğim hangisi diye sorarsanız seçemem çünkü hepsi gerçekten ayrı anlamlı ve beni tam manasıyla çok iyi tanıyan ablam gerçekten beni tanımlayabilecek en uygun sembolleri seçmiş.










sembollerimizi kolyemizin içine koyuyoruz, kapağını kapatıyoruz ve gerçekten çok anlamlı harika bir kolyemiz oluyor. Ve en güzeli de bu kolyelerin , kişinin yaratıcılığına kalmış olması :)




Nasıl buldunuz ablamın bana aldığı Luzyo kolyesini? Gerçekten de Sevgiliye alınacak bir hediye, ya da kız arkadaşla , kız kardeşe alınacak harika bir hediye fikri!






Wooderfull life mini müzik kutu


Bu tatlı kutucuğun içinde ne var biliyor musunuz? Açınca eminim çok hoş bir müzik kutusu! Daha önce bu yazımda size erkek arkadaşımın bana aldığı kedicikli müzik kutusunu anlatmıştım. İnstagramda da paylaşım yapınca "Wooderfull Life(İnstagram)"  bana hediye göndermek istemiş. İlk başta çok şüpheli yaklaştım bu duruma , sonuçta her gün tanımadığınız insanlar size hediye göndermiyor :) 

Bana yukarıda gösterdiğim tatlı kutucuk geldi, içinde o kadar tatlı bir müzik kutusu vardı ki çok hoşuma gitti.

(Resimlerin üstüne tıklayarak onları büyütebilirsiniz)




El yapımı olan bu müzik kutuları eski japon geleneklerini yenilikçi teknikler ile harmanlayarak yeniden oluşturmuş,gerçek ahşap kullanılarak ve büyük kısmı el yapımı olan bu tatlı müzik kutularını hazırlamış. Sayfalarına girseniz, o kadar farklı müzik kutusu var ki eminim herkesin gönlüne göre hoş bir şey bulunabilir.




Bana gelen müzik kutusu ise Tatlı bir kadın. Detayları o kadar hoş işlenmiş ki, kutunun üstündeki çaydanlıktan kadının baş örtüsündeki çiçeklere her şeyi düşünmüşler.

"Aslında aklıma anneannem geliyor bu müzik kutusuna baktıkça. Kaç yaşına geldi hala bir çok gence taş çıkaracak kadar dirençlidir maşallah. Bugünün işini yarına bırakma der. Beş dakikada beşiktaş der her işini hemen hal eder ne bulaşık bırakır ne dağınıklık. Bize de her zaman öğütler verir işiniz varsa onu hemen yaparsanız sabah sanki başkası yapmış gibi gelir mutlu olursunuz, ama ertelerseniz size o iş daha da zor gelir diye. Tabi bu sözleri sevimli bir ege şivesi ile hayal edin :) Anadolu kadınları bambaşka bence... Bu müzik kutusundaki kadın da azimle çalışıyor sanki ya. hoşuma gidiyor işte"



Kutunun altından kuruyorsunuz müzik kutusunu, sonra kapağı açınca müzik kutusu çalmaya başlıyor. Müzik kutusunun içini görebilmek çok hoşuma gitti , aslında hiç merak etmemiştim içinde ne var diye ( daha doğrusu düşünmemiştim) . Ama böyle bir mekanizmasının olduğunu da hayal etmemiştim açıkçası.




Bana sorarsanız bu müzik kutuları çok sevimli ve bana hediye göndermeleri de çok nazik bir hareketti. Fiyatları biraz pahalı gibi olsa da bence fiyatına değer. Kendi evim olduğuna kedicikli ve bu kadıncağızlı müzik kutusuna çok güzel bir köşe ayıracağım inşallah :)


Siz nasıl buldunuz müzik kutusunu?

Hayvan Deneyleri Protestosu - Lush

Jacqueline Traide'i zorla laboratuvara sürükleyip cihazlara bağladılar. Bilim adamları canını yakan kremler sürdü, gözüne ne olduğu belirsiz damlalar damlattı ve zorla değişik besinler yedirdi. Bu genç kadın 10 saat boyunca çeşitli işkenceler maruz kaldı. Ve bu işkenceler yapılırken alışveriş için sokaklarda dolaşan yüzlerce insan seyretti ve hayret etti. 



10 saat boyunca seyirciler önünde Jacquelin'e hayvanların üzerinde yapılan deneyler yapıldı 


Elektronik klipsleri bağlamak için kafası tıraş edildi - tıpkı ayvanların tıraş edildiği gibi


Burada bazı besinlerin hayvanlar üzerindeki etkisinin anlaşılması için Jacquelin'e zorla besin yediriliyor ve değerler ölçülüyor 
Belki de bizim makyaj temizleyicilerin gözler üzerindeki etki araştırılıyordu şu an, ya da diş macunlarımızın?


Cildimize kullandığımız ürünler masum mu acaba?


Peki amaç neydi? 
Lush adlı marka, hayvanlar üzerinde deneylerin hayvanlar için ne kadar acı verici olduğunu göstermek ve bu deneyleri protesto etmek istedi. Göz göremeyince gönül katlanırmış ya, aslında bizimkisi de o misal. Hani uzaklarda bir ses her zaman hayvan deneylerinde hayvanlara ne kadar acı çektirildiği ve her yıl binlerce hayvanın ödlüğünü fısıldıyor bizlere, ama aslında bu bize masal gibi geliyor değil mi? 


Bu videoyu izledikten sonra biraz araştırma yapayım dedim ve bu hayvan deneylerinin de aslında çok güvenilir olmadığını öğrendim. Çoğu ünlü marka sırf Çin Piyasasına girmek için hayvan deneylerine başlıyor Çünkü Çinin çok çok büyük bir tüketici sayısı var ve tüketici demek para demek sonuçta hepsi ticari amaç güden şirketler. Çin'in neden böyle bir zorunluluğu var bilemiyorum ama aslında bu hayvan deneyler bir ürünün güvenirliliğini araştırmanın neredeyse en ucuz yolu gibi görünüyor. ucuz olması güvenilir olduğu anlamına gelmiyor ne yazık ki, çünkü hayvan hücreleri ve insan hücreleri çok farklı ve bir tavşanın cildine iyi gelen, hasar vermeyen bir kremin insan cildine iyi geleceği anlamına gelmiyor, ya da tam tersi. 

En basit bir örnek vermem gerekirse biz insanların çoğu acil durumda kurtarıcısı olan "aspirin", bir kedi yanlışlıkla yuttuğunda o kediyi ölüm noktasına kadar getirebiliyor. Tabii ki bu işin uzmanı değilim ama normal bir insan gözüyle baktığımızda bu hayvan deneylerin de aşırı bir faydasının olduğunu düşünmüyorum. Her ne kadar aspirin konusundan örnek vermiş olsam da ilaç sektörüne çok laf söylemek istemiyorum çünkü gerçekten önemli, ama farelerde faydası olan kanser ilaçlarının insanlara hiç fayda sağlamadığı gibi başarısız deneyleri de unutmamak lazım. 



Bu video ve bu resimler varken aslında "hayvan deneyleri"nin ciddiye alınması gereken bir konu olduğunu fark etmişsinizdir umarım. Bundan sonra ben de daha duyarlı olmak ve bu konuyu detaylıca araştırmak istiyorum. gerçekten hayvanlar üzerindeki deneyler gerekli mi? Bu deneyleri yapmaya hakkımız var mı? Peki bu deneylere alternatif ne olabilir bunu da düşünmek ve insan sağlığını da tehlikeye atmamak gerekiyor. Aslında bu gerçekten ayrıntılı araştırılması ve duyarlı olunması gerekilen bir konu. Bundan sonra daha dikkatli olacağım ve araştırmalarımı sürdüreceğim, umarım bu yolda bana eşlik edersiniz. 



Sizin hiç hayvanlar üzerinde deney yapmayan kozmetik markaları hakkında bilginiz var mı?

Yüz yıkama fırçaları... Gerçekten gerekli mi?



Elektronik yüz yıkama fırçaları cilt temizliğinde uzun zamandır yeni trend. Peki ya gerçekten gerekli mi benim tecrübelerimi paylaşma vakti geldi.
Öğrencilik nedeniyle size marketlerin en pahalı ve en kaliteli diye sattıkları ürünlerin yorumunu yapamam, ama almanyada 20 ile 30 euro arasında satılan Beurer markalı yüz yıkama fırçam sayesinde ve bu konu hakkındaki geçmiş bilgilerim ile size iyi kötü bir fikir edinmenize yardımcı olabilirim. 



Öncelikle benim elimdeki beurer yüz fırçası ile ilgili düşüncelerim neler?
Bana kalırsa illa ki herkesin evinde olması gereken, olmazsa olmaz bir ürün değil. En basit örnek ile size elektrikli diş fırçası olmadan da dişlerimize bakabiliyorsak, bu yüz fırçası olmadan da güzel cilde sahip olabiliriz demek istiyorum. Watsons veya Gratislerde sıradan yüz fırçası satın alabilirsiniz. Peki ya illa kıyaslamam gerekirse o zaman buyrun
1-      Elektrikli yüz fırçalarının çoğu size 1 dakikadan fazla yüzünüzü fırçaladığınızda uyarı verir ve otomatik olarak kapanır, hatta bazısı size artık yüzünüzü temizlemeniz gereken yeri değiştirmeniz gerektiğini bile hatırlatır sürekli olarak aynı bölgeyi temizlememiş olursunuz. (benim beurer fırçam sadece 1 dakika sonra kapanıyor yer değiştirmem gerektiğine dair bir uyarıda bulunduğunu söyleyemem). Çoğumuz yüzümüzü 1 dakikadan fazla fırçalamamamız gerektiğini bilmiyordu eminim, ben de eskiden yüz fırçamla uzun dakikalar boyunca yüzümü fırçalar sonra cildim kızarıp tahriş olup yeni kusurlar çıkınca anlam veremezdim. Ama artık hepimiz bunu öğrendiğimize göre bizi 1 dakika spnra uyarması için illa ki elektronik bir yüz fırçası almak zorunda değiliz.
2-      Elektronik yüz fırçalarının uçları çok çok yumşak. Benim gratislerde watsonslarda rastlaştığım el fırçaları ya sert plastik fırçalar gibiydi ya da böyle silikonumsu fırçalardı, ki sertler fazla sert silikonlular da pek arındırma hissi yaratmazdı. Bu yüzden elektronik fırçalarının uçlarını daha cilde uygun buldum. Yani cildinize uygun güzelbir fırça bulabilirmisiniz, nereden bulabilirsiniz onu bilemiyorum şimdi tabi.
3-      Elektronik yüz fırçaları o titreşimli hareketleri sayesinde gerçekten daha iyi temizliyor. Biz elimizler daha kaba kalan hareketler yaparken elektronik fırçalar daha ince ve hızlı hareket edebiliyor ve haliyle manuel el fırçalarından 4 kat fazla temizleyebiliyor (ben demiyorum araştırmalar öyle diyor).
4-      Peeling etkisi var, soyucu etkisi var bu iyi bir şey ama sırf peeling yapsın diye de alınması şart değil.
5-      Çoğu elektronik yüz fırçasının hız ayarı var,ona dikkat edin benimkini 2 ayarı var ve daha hızlı ayar (aslında hassas olmayan) cildimi bir süre sonra böyle değişik bir acı vermeye başlıyor. Neyse ki 1 dakika diyip dayanıyorum artık ben de.
6-       Elektronik yüz fırçalarının uçlarını belirli zaman aralıklarında değiştirmeniz lazım, eh haliyle o da masraf makineye 30 euro veriyorsanız fırçasına da 3 ayda bir yenisi için 15 euro vermeniz gerekir. Oysa uygun fiyatlı manuel fırçaları al kullan at için yanmaz. Ama yine elektronik diş fırçasını hatırlatıyorum size.
7-      Akneli cilt her ikisini kullanmamalı çünkü akneler yayılabilir, cilt tahriş olabilir ve tahriş olunca yeni sivilceler çıkabilir. Sizlere önerim doğrudan cildiyeye gidin başka yerde çare aramayın ben anca öyle kurtuldum.
8-      Yani ikisi de var olan siyah noktalarıma cilt kusurlarıma harika bir etki etmemişti. Yine varlardı yine varlardı, elektronik olanı makyajımı temizledikten sonra iyice artıklarını temizlemek için kullanıyorum sadece. Öyle kusursuz bir cilt ikisi de sağlayamıyor bence.



Neden yüz fırçası kullanmalıyız?

Yüz fırçaları cildi nazik bir şekilde soyar ve böylece siyah noktalarının oluşmasını engeller, ölü derilerin ve kirin daha rahat bir şekilde atılmasını sağlar. Bu sayede cilt kusurlarından kurtulabilir, bir daha oluşmasını önleyebiliriz. Peki ya elektrikli yüz fırçası şart mı? Yoksa bakım ürünlerinin satıldığı mağazalardan alınan manuel yüz temizleme fırçaları da iş görür mü?











Aslında aklıma geldikçe daha yazacaktım ama, en azından benim Beurer face brush’ımla edindiğim tecrübelere göre, size illa alınması gereken bir ürün olduğunu söylemiyorum. Yazın zaten bilerek az kullanıyorum çünkü cildi soydukca savunmasız bırakıyormuş da güneşe çıkınca leke kalacakmış gibi geliyor bana. Ben bu fırçayı gerçekten fazla makyaj yapıp temizliği içime sinsin diye kullanıyorum ya da haftada 1 – 2 kere peeling etkisi için, işte yüzümdeki kan dolaşımını hızlandırsın geç kırışayım masaj olsun diye (bu tamamen kendi uydurmam gerçekten öyel etkisi varmıdır bilmiyorum da) kullanıyorum.   
Bu arada tabi ki bu yazdıklarım sadece benim düşüncelerim, ablam o kadar memnun ki bu fırçadan, yani onun cildi yağlı ve çok daha güzel temizlediğini, cildine iyi geldiğini söylüyor. Ama o olmasa da olur mu ablam için bilemiyorum.




Yazıyı bitirmeden beurer'in yüz fırçası iki pil ve bir başlık ile işi görüyor.

Sizin var mı bu konu hakkında fikriniz? Sizin de tecrübelerinizi dinlemek beni mutlu eder yorumlara yazabilirsiniz J

Bu arada her şeye rağmen yinede bir fırçam da olsun diyorsanız alırken dikkat etmeniz gerkenler yazısı yakında burada olacak
yüz yıkama fırçası kullanımı da burada olur inşallah :D